17 Haziran 2018 Pazar

Through Past


*Merhaba sevgili ve saygılı gerçek ve hayali okuyucularım. Bu cümleyi kopyala yapıştır yapmaktansa her seferinde tekrar yazıyorum. Tıpkı her gün ailenize, arkadaşlarınıza günaydın der gibi.

*Aldığım ve iki haftadır uygulamadığım bir karara göre zaman içerisinde aklıma gelen ve bloga değer gördüğüm konuları not aldım. Bundan sonra belirlenmiş cümle başı yıldızlarıyla birlikte doğaçlama yazacağım.

*Bir keresinde bir blog yazarı başka bir blog yazarının kendisi gibi başlıkta aynı simgeyi kullandığını görünce onu takip etmeyi bırakmıştı. Çok garipsemiştim.

*Geçmişten kopamayan yapım beni istifçi, pasif öç alıcı yaptığı gibi aynı zamanda noltaljik de yapıyor. Ne yazık ki, geçmişte sevdiğim insanları günümüzde de sevebileceğimi, sevmeye devam edebileceğimi veya onların bana beslediği duyguların halen devam ettiğini düşündürüyor. Yarım bıraktığım bir diziyi kaldığım yerden izleyecekmişim ve aynı tadı alacakmışım gibi. Halbuki geçmişte bir zaman dilimini paylaşmış olmamız artık birbirimizi tanıdığımız anlamına gelmez. Zor da olsa bunu öğrendim. Neyse ki.

*Okulların kapanmasına yakın tahtada bir cümle yazarken öğrencim "-de ekini yanlış yazdınız."dedi. O an kalbim göğsümde hopladı. Yanlış yazmamıştım ancak o anki tedirginliğim tüm kariyerim boyunca devam edecek.

*Yazılmış onlarca güzel kitap varken bazen sadece Pipet Dostu ile olan mesajlarımızı kayıt süresi izin verdiğince en baştan okuyorum. Bahsettiğimiz çoğu şey 'ekmek ve yoğurt al' olsa da eğleniyorum.

*Yaklaşık bir senedir İnstagram bağımlısıydım. Resim paylaşmam çok nadir olsa da başkalarının hesaplarını didiklememi engelleyemiyordum. Bazen bir resmi dört defa gördüğüm oluyordu. Gerçekten sağlıksız bir hale gelmeye başlamıştı. Neyse ki uygulama dört beş defa hata verdi de silmek durumda kaldım. Şimdi günde bir defa sadece bilgisayardan bakıyorum. Öyle de zaten hiç zevki yok.

*İnstagram bağımlılığımdan kurtulduğumda tabii ki vaktimi daha hayırlı işlere ayırmadım. Yine zamanımı heba ettim. Ancak bu sefer youtube ve 9gag'te. Yavaşça onlardan da uzaklaşıyorum. Çünkü takip edince insanın hayat kalitesini 9816239 milyon kez arttıran bir günlük yaşam programı oluşturdum. İcat ettiğimi sanıyorum ama zaten varmış.

*Bu programı neredeyse 200 öğrencime anlattım, sadece bir tanesi denedi. Sınav puanları 20 puan yükseldi. Öğrencilerim kıymetimi bilmiyor.

*Ortaya bir sonuç çıkarmasa da vakti çarçur etmek hobi sayılmalı. Çünkü ciddi bir adanmışlık ve psikoloji istiyor.

*Ve son olarak OY VER.

23 Mart 2018 Cuma

Spring!


*Yazlık giysileri çıkarmadan önce blogumu havalandırdım.

*İyi ki de yaptım.

23 Şubat 2018 Cuma

Regrets




*Ortalama olarak iki haftada bir günümün tamamını mahvedecek kadar büyük bir pişmanlık yaşıyorum.

*Ve biliyorum ki bu hissiyattan kurtulmam için yirmi dört saat içimi yiye yiye kendimi bitirmem lazım. Şuan başlamış bulunmaktayım. Gece tamamiyle içim kemirilmiş uyayacağım.

*Yeni fobim eve hırsız girmişken benim uyanıp onunla karşılaşmam.

*Dün güzel şeylerden bahsetmek istedim, yazamamıştım, galiba çocukluğumdan beri ben negatif taraftayım.

*Öğrencilerime "Ben hatalardan oluşma bir kütleyim. Öğütlerimi dinleyin." diyorum, ama dinlemiyorlar çünkü daha yeterince hata yapmadılar, yeni başladılar gibi bir şey.

*Ursula öldü, ben bir şekilde tepkisiz kaldım. Bir daha yazamayacak olmasını daha yeni yeni sindiriyorum. Nesli tükenen canlılar gibi bitti artık romanları. Tekrar var olamayacak.


12 Ocak 2018 Cuma

Spotless Mind # 6

ağustos 2012

Oturduğum kentte manga bulunca aklım çıktı tabii ki hem de seri olarak DEATH NOTE'U bulunca.Okuyup,animesini üst üste izlemiş olsam da onlara sahip olma istediğimi bastıramadım
Senelerin manga okuyucusu olarak ilk defa elimde manga okudum.  (Manga okuma alışkanlığımı kaybettim. En son eskiden sevdiklerimi tekrar okumuştum. Sevebileceğim manga bulmakta çok zorlanıyorum.) 

Kutuyu çekince kitaplarımı da çekeyim dedim. Pandora "Kitapları çekip napcan?"dedi ama bu görüntüyü bilmiyordu.Kitapların sırtları bile beni mutlu etmeye yetiyor. (Bazaya doldurduğum kitaplarımın fotoğrafını çekmem bir yana, o fotoğrafı bloga koymak gerçekten şekilciliğimin üst raddelerinde dolandığımın göstergesi. Artık kitap koleksiyonu yapma gibi bir hevesim yok. Taşınırken çok ağır oluyorlar. Neticede okumak önemli. )

1000 parçalık Victoria Frances yapbozu.Yer olmadığı için bitemedi.Tabii benim de beceriksizliğim yok değil.Bitince çerçevelettirip asıcam. (Bitiremedim. Bitirmeyi planlamıyorum. Nerede olduğunu bile hatırlamıyorum.)

Alacakaranlık için: Buna paramı niye yedireyim yaa?Saçmalığa bak. "I was born to be a vampire."HAHA.
HOBBİT için:(tüylerim diken diken olur)Buna kesin gidelim bak kesin gidelim kesin kesin gidelim bak bunu izlemeliyiz kesinlikle bak kesin ama. (I was born to be a vampire kadar saçma bir cümleyi bir daha duyabilecek miyim, sanmıyorum. Yalnız Hobbit de pek iç açıcı bir film değildi. Zaten ilkindne sonra devamını izlemedim.)

balkon kenarında saman kağıtlara MİKRO KALEM ile yazmak da ayrı güzel. (Mikro marka lacivert mürekkepli kalemlere duyduğum sevdam bilgisayarda yazmaya başladığımda bitti ancak ne zaman görsem bana hep lise çağında yazma konusunda ne kadar hevesli ve üretken olduğumu hatırlatıyor. Mutlu ediyor.)

pipetleri severim.Pipet Dostu'nu daha bir severim,en çok severim. (Pipetlere herhangi bir duygu beslemeyi bıraktım. Pipet Dostu'nu hala en çok severim.)

mor gözlük aldım.Mohmohmoh.Hem de mosmor. (Mor gözlüğüm sayesinde oldukça göze çarpan bir öğretmendim. Dersine girmediğim öğrenciler benim hakkımda beni mor gözlüklü öğretmen diye bahsediyorlardı. Hayatımın renkli bir dönemiydi. Kırılınca yollarımızı ayırdık.)

Sanki her yerde sarışın insanlar var. (Gri ve renkli saç moda olduğundan beri sarışınlar sanki bir nebze azaldı. Yine de insanların gerçekten ama gerçekten saçlarını sarıya boyatmaktan vazgeçmelerini umuyorum. Gerçi sarı saç ile mutluysanız ben size niye karışayım ki?)


2 Ocak 2018 Salı

Dismissed





*Rüyamda istifa ettiğimi görmüştüm.

*İstifa etmeme izin verecek olanaklar sağlanır sağlanmaz bir gün mutlaka edeceğim.

*Güle oynaya, arkama hiç bakmadan.


26 Kasım 2017 Pazar

Do not be weak!





*Doğal seleksiyonun ortadan kalktığını sanıyorsanız yanılıyorsunuz.

*It's coming after us, all of us.


9 Kasım 2017 Perşembe

Defense!


*Merhaba sevgili gerçek ve hayali okuyucularım.Ben ara tatilin gelmesini beklerken siz neler yapıyorsunuz?

*Hayatımda ilk defa ilaç içmeden hastalık atlatabileceğimi sandım. Tabii ki de yanıldım. Bağışık sistemim, üşengeçliğimden sonra benimle en çok mücadele en şey.

*26 yaşımdayım ve ergenliğimden beri 'İntikam Sahnesi' planlarımdan kurtulamıyorum. Garez besleyen yapımdan hiçbir zaman kurtulamayacağım düşünüyorum. O yüzden yanlış bir durum olduğu zaman onun hemen aklımda 'intikam sahnesi'ni tasarlıyorum. Ve o günün gelmesini sabırla bekliyorum.

*Ben aktif değil pasif bir öç alıcıyım. Milletin arkasından kötülükler planlamıyorum. Zaten başlarına illaki kötü bir şey geliyor. Bu kötü olayları ben benim öcüm olarak kabul ediyorum. Karma bitches!

*İki üst yıldıza dönecek olursak insanın gerçekten başka birinden ziyade kendisiyle uğraşması çok daha yorucu. Yani 35 kişilik beş sınıfa ingilizce anlatıyorum ve kendime saçımı tarattırmam çok daha zor. Yorucu.

*Eskiden annemin neden çoğu şeyi çöpe attığını anlamazdım. Şimdi çok iyi anlıyorum. Bazen berjerleri, çorapları, tabakları, kitapları (evet, cidden), süs eşyalarını, yastıkları atasım geliyor. Açıklayabileceğim bir duygu da değil. Durduk yere insan 'Şu eliptik bisikletin burada işi ne ya? Atcam ben bunu.' moduna niye girer ki? Duruyor işte orada.

*Aç hissetmeyip birşeyler yemek istemek mi yoksa açken ne yiyeceğini bilmemek mi daha kötü?

*Bazen, eskiden çalıştığım özel okulda Barış Müstecaplıoğlu ile tanıştığımı unutuyorum. Sonra bir şekilde aklıma geliyor. 'Vay be'diyorum. Ben Barış Müstecaplıoğlu ile tanıştım.