12 Ocak 2018 Cuma

Spotless Mind # 6

ağustos 2012

Oturduğum kentte manga bulunca aklım çıktı tabii ki hem de seri olarak DEATH NOTE'U bulunca.Okuyup,animesini üst üste izlemiş olsam da onlara sahip olma istediğimi bastıramadım
Senelerin manga okuyucusu olarak ilk defa elimde manga okudum.  (Manga okuma alışkanlığımı kaybettim. En son eskiden sevdiklerimi tekrar okumuştum. Sevebileceğim manga bulmakta çok zorlanıyorum.) 

Kutuyu çekince kitaplarımı da çekeyim dedim. Pandora "Kitapları çekip napcan?"dedi ama bu görüntüyü bilmiyordu.Kitapların sırtları bile beni mutlu etmeye yetiyor. (Bazaya doldurduğum kitaplarımın fotoğrafını çekmem bir yana, o fotoğrafı bloga koymak gerçekten şekilciliğimin üst raddelerinde dolandığımın göstergesi. Artık kitap koleksiyonu yapma gibi bir hevesim yok. Taşınırken çok ağır oluyorlar. Neticede okumak önemli. )

1000 parçalık Victoria Frances yapbozu.Yer olmadığı için bitemedi.Tabii benim de beceriksizliğim yok değil.Bitince çerçevelettirip asıcam. (Bitiremedim. Bitirmeyi planlamıyorum. Nerede olduğunu bile hatırlamıyorum.)

Alacakaranlık için: Buna paramı niye yedireyim yaa?Saçmalığa bak. "I was born to be a vampire."HAHA.
HOBBİT için:(tüylerim diken diken olur)Buna kesin gidelim bak kesin gidelim kesin kesin gidelim bak bunu izlemeliyiz kesinlikle bak kesin ama. (I was born to be a vampire kadar saçma bir cümleyi bir daha duyabilecek miyim, sanmıyorum. Yalnız Hobbit de pek iç açıcı bir film değildi. Zaten ilkindne sonra devamını izlemedim.)

balkon kenarında saman kağıtlara MİKRO KALEM ile yazmak da ayrı güzel. (Mikro marka lacivert mürekkepli kalemlere duyduğum sevdam bilgisayarda yazmaya başladığımda bitti ancak ne zaman görsem bana hep lise çağında yazma konusunda ne kadar hevesli ve üretken olduğumu hatırlatıyor. Mutlu ediyor.)

pipetleri severim.Pipet Dostu'nu daha bir severim,en çok severim. (Pipetlere herhangi bir duygu beslemeyi bıraktım. Pipet Dostu'nu hala en çok severim.)

mor gözlük aldım.Mohmohmoh.Hem de mosmor. (Mor gözlüğüm sayesinde oldukça göze çarpan bir öğretmendim. Dersine girmediğim öğrenciler benim hakkımda beni mor gözlüklü öğretmen diye bahsediyorlardı. Hayatımın renkli bir dönemiydi. Kırılınca yollarımızı ayırdık.)

Sanki her yerde sarışın insanlar var. (Gri ve renkli saç moda olduğundan beri sarışınlar sanki bir nebze azaldı. Yine de insanların gerçekten ama gerçekten saçlarını sarıya boyatmaktan vazgeçmelerini umuyorum. Gerçi sarı saç ile mutluysanız ben size niye karışayım ki?)


2 Ocak 2018 Salı

Dismissed





*Rüyamda istifa ettiğimi görmüştüm.

*İstifa etmeme izin verecek olanaklar sağlanır sağlanmaz bir gün mutlaka edeceğim.

*Güle oynaya, arkama hiç bakmadan.


26 Kasım 2017 Pazar

Do not be weak!





*Doğal seleksiyonun ortadan kalktığını sanıyorsanız yanılıyorsunuz.

*It's coming after us, all of us.


9 Kasım 2017 Perşembe

Defense!


*Merhaba sevgili gerçek ve hayali okuyucularım.Ben ara tatilin gelmesini beklerken siz neler yapıyorsunuz?

*Hayatımda ilk defa ilaç içmeden hastalık atlatabileceğimi sandım. Tabii ki de yanıldım. Bağışık sistemim, üşengeçliğimden sonra benimle en çok mücadele en şey.

*26 yaşımdayım ve ergenliğimden beri 'İntikam Sahnesi' planlarımdan kurtulamıyorum. Garez besleyen yapımdan hiçbir zaman kurtulamayacağım düşünüyorum. O yüzden yanlış bir durum olduğu zaman onun hemen aklımda 'intikam sahnesi'ni tasarlıyorum. Ve o günün gelmesini sabırla bekliyorum.

*Ben aktif değil pasif bir öç alıcıyım. Milletin arkasından kötülükler planlamıyorum. Zaten başlarına illaki kötü bir şey geliyor. Bu kötü olayları ben benim öcüm olarak kabul ediyorum. Karma bitches!

*İki üst yıldıza dönecek olursak insanın gerçekten başka birinden ziyade kendisiyle uğraşması çok daha yorucu. Yani 35 kişilik beş sınıfa ingilizce anlatıyorum ve kendime saçımı tarattırmam çok daha zor. Yorucu.

*Eskiden annemin neden çoğu şeyi çöpe attığını anlamazdım. Şimdi çok iyi anlıyorum. Bazen berjerleri, çorapları, tabakları, kitapları (evet, cidden), süs eşyalarını, yastıkları atasım geliyor. Açıklayabileceğim bir duygu da değil. Durduk yere insan 'Şu eliptik bisikletin burada işi ne ya? Atcam ben bunu.' moduna niye girer ki? Duruyor işte orada.

*Aç hissetmeyip birşeyler yemek istemek mi yoksa açken ne yiyeceğini bilmemek mi daha kötü?

*Bazen, eskiden çalıştığım özel okulda Barış Müstecaplıoğlu ile tanıştığımı unutuyorum. Sonra bir şekilde aklıma geliyor. 'Vay be'diyorum. Ben Barış Müstecaplıoğlu ile tanıştım.


21 Ekim 2017 Cumartesi

Thanks to TLC


*Merhaba sevgili ve saygılı gerçek ve hayali okuyucularım. Yine yazarken şarkı dinleyeyim diye youtube'u açtım ve kayboldum. Tam bir bataklık.

*Keşke dememem için gereken vasıfları çok geç edindiğimi düşünüyorum ama sonuçta ediniyorum.

*Nasıl ders çalışılacağını ve düzenli çalışmam gerektiğini üniversitenin son senesinde öğrenmiştim. Akademik kariyerimi götünden son anda toparladım mesela ama iş hayatımda çok daha disiplinli olmam gerektiğini bilerek başlamıştım öğretmenliğe.

*Büyüğünüzün veya küçüğünüzün öğütlerini dinlemeniz gerektiğini de aynı zamanlarda öğrenmiştim. Kendi başına buyrukluğun yanısıra akıl danışmanın da oldukça önemli olduğunu gördüm. Kendim de oldukça öğüt verir oldum. Galiba yaş aldıkça edinilen bir şey bu da. Düşündükçe garip geliyor. Resmen yirmili yaşlarımı bitirmek üzereyim.

*Yirmili yaşlarımın bitmesine birkaç sene kalmışken fark ettiğim başka bir konu on yıldır 'Bu sene yapacağım.' dediğim planları gerçekleştirmemem. Durmadan hayal etmenin bir anlamı olmadığını, ya vazgeçmek ya da sonuna kadar gitmek gerektiğini daha açık bir bilinçle gördüm. Çünkü arafta kalmanın kimseye bir faydası yok. Konuşup konuşup yapmamanın bir yararı yok.

*Gözlerimi en iyi açan şey TLC kanalında yayınlanan bir program oldu. İsmi 'Ağır Yaşamım.' Obez hastalarının mide ameliyatı olabilmeleri için yaptıkları diyet sürecini gösteriyor. Programda iki tür insan vardı. İkisi de aynı hedef için uğraşıyordu. Ancak bir tanesi ne olursa olsun hiç gıkını çıkarmadan istediğini başardı. Diğeri ise hem denileni yapmadı hem de sürekli mızmızlandı.

*Ben hem çok isteyip hem de denileni yapmayıp mızmızlanandım. Şimdi gıkımı çıkarmadan istediğimi başarmak için uğraşıyorum. Siz de uğraşın. Mızmızlanmayın.

*Bu arada odaklanma sorununuz varsa youtube'da çok güzel yağmur sesi, ateş sesi falan var. Çok işe yarıyor.

*

19 Eylül 2017 Salı

Conflicts


*Merhaba gerçek ve hayali okuyuclarım. Başlıklarım sayesinde ingilizce kelime bilginizi artırabiliyorsam ne mutlu bana. artmıyorsa bile yabancı dil dediğimiz şey sürekli tekrardan ibarettir.

*Bu sene, yani 2017-2018 "eğitim" ve ÖĞRETİM sürecimde kesin bir karar vererek duolingo'da almancayı bitirmeye karar verdim. Çünkü bir ingilizce öğretmeni olarak almanca derslere gireceğim. Neden? Bunu en iyi Kafka açıklar.

*Okuldan geldikten sonra moralimi düzeltecek komik bir dizi arayışına girdim ama bir türlü bulamadım. Avatar izleyeyim diyorum ama onu izleyince de gerçek dünyadan acayip soğuyorum.

*Yine de izleyeceğim.

*Yazın bir keresinde hamal gibi çalıştım, fiziksel kuvvetin gerekli olduğu bir şeydi. Ve çok ciddiyim, hiç gocunmadım. Gece yorgunluktan uyuyamadım ama hiç koymadı bana. Keşke ebeveynler insan yetiştirse de biz de okula koşarak gitsek değil mi? Neyse!!!

*Hava serinlese de normal yaşam formumuza dönebilsek. Şuan jelibondan halliceyiz.

*Gen önemli gençler, Genler. Genler.

* 'Hocam şarkı söylemeyi seviyor musunuz?'diye sordu.
'Hayır.'dedim.
'Sesiniz çok güzel.'dedi.
 Don't bullshit me dedim ama içimden.

20 Haziran 2017 Salı

I took a chance.


*Merhaba sevgili ve saygılı gerçek ve hayali okuyucularım.

*Gerçekten hiçbir saygısızlığınızı görmedim. Elit bir blog burası.

*Eskiden, tam bir öfke yumağı iken, kendi öfkemde battıkça batarken anlaşamayacağım insanları hemen fark ederdim ve nedensiz yere onlardan nefret ederdim.

*Zamanla o nefretimden sıyrıldım, öfkemi dizginleyebildim. Daha sakin oldum. Belki hala durduk yere mutsuzlaşabiliyorum ama öfke nöbetleri geçirmiyorum. Bunun sonucunda odaklandığım insan türü değişti. Artık "Ya ben bu insanla aslında çok iyi anlaşabilirim."diyorum. Bazen bunun için adım attığım oluyor, bazen o insanlarla uzaktan uzaktan iyi anlaşıyorum.