26 Kasım 2017 Pazar

Do not be weak!





*Doğal seleksiyonun ortadan kalktığını sanıyorsanız yanılıyorsunuz.

*It's coming after us, all of us.


9 Kasım 2017 Perşembe

Defense!


*Merhaba sevgili gerçek ve hayali okuyucularım.Ben ara tatilin gelmesini beklerken siz neler yapıyorsunuz?

*Hayatımda ilk defa ilaç içmeden hastalık atlatabileceğimi sandım. Tabii ki de yanıldım. Bağışık sistemim, üşengeçliğimden sonra benimle en çok mücadele en şey.

*26 yaşımdayım ve ergenliğimden beri 'İntikam Sahnesi' planlarımdan kurtulamıyorum. Garez besleyen yapımdan hiçbir zaman kurtulamayacağım düşünüyorum. O yüzden yanlış bir durum olduğu zaman onun hemen aklımda 'intikam sahnesi'ni tasarlıyorum. Ve o günün gelmesini sabırla bekliyorum.

*Ben aktif değil pasif bir öç alıcıyım. Milletin arkasından kötülükler planlamıyorum. Zaten başlarına illaki kötü bir şey geliyor. Bu kötü olayları ben benim öcüm olarak kabul ediyorum. Karma bitches!

*İki üst yıldıza dönecek olursak insanın gerçekten başka birinden ziyade kendisiyle uğraşması çok daha yorucu. Yani 35 kişilik beş sınıfa ingilizce anlatıyorum ve kendime saçımı tarattırmam çok daha zor. Yorucu.

*Eskiden annemin neden çoğu şeyi çöpe attığını anlamazdım. Şimdi çok iyi anlıyorum. Bazen berjerleri, çorapları, tabakları, kitapları (evet, cidden), süs eşyalarını, yastıkları atasım geliyor. Açıklayabileceğim bir duygu da değil. Durduk yere insan 'Şu eliptik bisikletin burada işi ne ya? Atcam ben bunu.' moduna niye girer ki? Duruyor işte orada.

*Aç hissetmeyip birşeyler yemek istemek mi yoksa açken ne yiyeceğini bilmemek mi daha kötü?

*Bazen, eskiden çalıştığım özel okulda Barış Müstecaplıoğlu ile tanıştığımı unutuyorum. Sonra bir şekilde aklıma geliyor. 'Vay be'diyorum. Ben Barış Müstecaplıoğlu ile tanıştım.


21 Ekim 2017 Cumartesi

Thanks to TLC


*Merhaba sevgili ve saygılı gerçek ve hayali okuyucularım. Yine yazarken şarkı dinleyeyim diye youtube'u açtım ve kayboldum. Tam bir bataklık.

*Keşke dememem için gereken vasıfları çok geç edindiğimi düşünüyorum ama sonuçta ediniyorum.

*Nasıl ders çalışılacağını ve düzenli çalışmam gerektiğini üniversitenin son senesinde öğrenmiştim. Akademik kariyerimi götünden son anda toparladım mesela ama iş hayatımda çok daha disiplinli olmam gerektiğini bilerek başlamıştım öğretmenliğe.

*Büyüğünüzün veya küçüğünüzün öğütlerini dinlemeniz gerektiğini de aynı zamanlarda öğrenmiştim. Kendi başına buyrukluğun yanısıra akıl danışmanın da oldukça önemli olduğunu gördüm. Kendim de oldukça öğüt verir oldum. Galiba yaş aldıkça edinilen bir şey bu da. Düşündükçe garip geliyor. Resmen yirmili yaşlarımı bitirmek üzereyim.

*Yirmili yaşlarımın bitmesine birkaç sene kalmışken fark ettiğim başka bir konu on yıldır 'Bu sene yapacağım.' dediğim planları gerçekleştirmemem. Durmadan hayal etmenin bir anlamı olmadığını, ya vazgeçmek ya da sonuna kadar gitmek gerektiğini daha açık bir bilinçle gördüm. Çünkü arafta kalmanın kimseye bir faydası yok. Konuşup konuşup yapmamanın bir yararı yok.

*Gözlerimi en iyi açan şey TLC kanalında yayınlanan bir program oldu. İsmi 'Ağır Yaşamım.' Obez hastalarının mide ameliyatı olabilmeleri için yaptıkları diyet sürecini gösteriyor. Programda iki tür insan vardı. İkisi de aynı hedef için uğraşıyordu. Ancak bir tanesi ne olursa olsun hiç gıkını çıkarmadan istediğini başardı. Diğeri ise hem denileni yapmadı hem de sürekli mızmızlandı.

*Ben hem çok isteyip hem de denileni yapmayıp mızmızlanandım. Şimdi gıkımı çıkarmadan istediğimi başarmak için uğraşıyorum. Siz de uğraşın. Mızmızlanmayın.

*Bu arada odaklanma sorununuz varsa youtube'da çok güzel yağmur sesi, ateş sesi falan var. Çok işe yarıyor.

*

19 Eylül 2017 Salı

Conflicts


*Merhaba gerçek ve hayali okuyuclarım. Başlıklarım sayesinde ingilizce kelime bilginizi artırabiliyorsam ne mutlu bana. artmıyorsa bile yabancı dil dediğimiz şey sürekli tekrardan ibarettir.

*Bu sene, yani 2017-2018 "eğitim" ve ÖĞRETİM sürecimde kesin bir karar vererek duolingo'da almancayı bitirmeye karar verdim. Çünkü bir ingilizce öğretmeni olarak almanca derslere gireceğim. Neden? Bunu en iyi Kafka açıklar.

*Okuldan geldikten sonra moralimi düzeltecek komik bir dizi arayışına girdim ama bir türlü bulamadım. Avatar izleyeyim diyorum ama onu izleyince de gerçek dünyadan acayip soğuyorum.

*Yine de izleyeceğim.

*Yazın bir keresinde hamal gibi çalıştım, fiziksel kuvvetin gerekli olduğu bir şeydi. Ve çok ciddiyim, hiç gocunmadım. Gece yorgunluktan uyuyamadım ama hiç koymadı bana. Keşke ebeveynler insan yetiştirse de biz de okula koşarak gitsek değil mi? Neyse!!!

*Hava serinlese de normal yaşam formumuza dönebilsek. Şuan jelibondan halliceyiz.

*Gen önemli gençler, Genler. Genler.

* 'Hocam şarkı söylemeyi seviyor musunuz?'diye sordu.
'Hayır.'dedim.
'Sesiniz çok güzel.'dedi.
 Don't bullshit me dedim ama içimden.

20 Haziran 2017 Salı

I took a chance.


*Merhaba sevgili ve saygılı gerçek ve hayali okuyucularım.

*Gerçekten hiçbir saygısızlığınızı görmedim. Elit bir blog burası.

*Eskiden, tam bir öfke yumağı iken, kendi öfkemde battıkça batarken anlaşamayacağım insanları hemen fark ederdim ve nedensiz yere onlardan nefret ederdim.

*Zamanla o nefretimden sıyrıldım, öfkemi dizginleyebildim. Daha sakin oldum. Belki hala durduk yere mutsuzlaşabiliyorum ama öfke nöbetleri geçirmiyorum. Bunun sonucunda odaklandığım insan türü değişti. Artık "Ya ben bu insanla aslında çok iyi anlaşabilirim."diyorum. Bazen bunun için adım attığım oluyor, bazen o insanlarla uzaktan uzaktan iyi anlaşıyorum.



28 Nisan 2017 Cuma

Purpose




"Niçin varım?"diye sordu, varlığını sorgulayarak.

Ulvi bir ses ona dürüstçe cevap verdi. "Çünkü annen evde boş boş oturmaktan sıkılmıştı."





28 Şubat 2017 Salı

Truman Shows


*Merhaba sevgili ve saygılı okuyucularım. O zaman nasılsın?

*Kendime gamer diyemem ama kesinlikle bağımlı diyebilirim. Saatlerce Sims ve Age of Mythology oynamak çocukluğuma özgü sanıyordum ama 26 yaşımda bir oyuna bağlandım. Ondan kopmam için şehirdışına çıkmam gerekti.

*Pipet dostu her zaman 'bir kereden birşey olmaz'cı gibi "bir defa oyna beğenirsen devam edersin" diyerek beni başka başka oyunlara bağımlı yapıyor. Son olarak Fall Out'a bağlandım ve oyunu çok ciddiye aldım. Verdiğim kararlar doğrultusunda ne kadar kindar olduğumu tekrar gördüm. Tüm bir Enstitüyü yok ettim. Ara tatilde memlekete dönünce bağımlılığm kesildi. İki üç aydır temizim. (Yazın dlc'leri oynucam ki.)

*Başlığımın konusuna gelirsek; amaçsızca Instagram'da dolaşırken keşfet kısmında tatlı bebeklere veya çocuklara denk geldim. Bir kaç tanesine baktım ve ne tür bir çılgınlığın içine düştüğümü gördüm. Bir bebeğin alt bezinin değiştirilmesi hariç her bir durumu paylaşmak bence sağlıklı bir ruh hali değil. Daha da sağlıksız olanı bence o bebeklere veya çocuklara hayran sayfaları açılması, bebeklerin ebeveynlerinde olmayan fotoğrafların onların hesabında bulunması. Gerçekten aklım almıyor. Umuyorum ki o çocuklar büyüyünce özel hayatın ihlalinden size dava açarlar.

*Çünkü yapılanın Truman Show'dan farkı yok. Bu filmin bir gün gerçek olabileceğini kim tahmin edebilirdi ki? Bence senaristi bile değil. Mantıklı değil çünkü. Kurgu yahu! Kurguyu gerçek yaptınız.

*Ergenliğimden beri yakın çevrem bana "uyuşuk" dedi. Yani cidden dedi. Suratıma dendi. Defalarca. Çok çabuk yorulduğum, çok uyuduğum ve uykumun çabuk gelmesinden dolayı yeğenimin bile diline düşmüştüm. "Teyzem yine uyuyor. ahahahaha." Meğer bende Haşimoto varmış. Tiroid bezleriyle alakalı. Kişide sürekli yorgunluk hissi yaratıyormuş. Alın, alın işte. Vücudum benimle savaşıyor. Hormonlardan bahsediyoruz burada. Onlara karşı nasıl dirençli olabilirim ki? Uyuşuk değilim ben. Haşimotoyum. (Hepsinden bir özür bekliyorum.)

*Bir gün 11 senelik göbeğimin- çocuk olsa 4. sınıfa giderdi- bir fetüs ile karıştırılacağını biliyordum. Bahara doğru yavaşça ilerlerken haliyle kazakları terk edip bluzlara geçmiştim. Masaya eğilmiş bir şekilde yemek yerken yanımdaki öğretmen "Hocam, yoksa siz hamile misiniz?" dedi. Bunu beklediğimden şaşırmadım. Çünkü ben de bir kere Ankaray'da hamile bir kadını sadece aşırı göbekli biri sanmıştım.

*Onun beklediği yanıtı vermedim ama. O ya "Evet hihihih,"dememi veya "Yo ühühüh. çok mu çıkmış?"dememi bekliyordu. Ben ise "Hayır."dedim. "O yağ göbeğim benim. Hep vardı." Sonrası zaten hımm kilo almışsın falana döndü. İçinde patlattığım için çok mutluyum.

*11 yıllık göbeğimle gurur duyuyor değilim ama kimsenin de haddine değil. Pleaseee!

*Minibüste boş gördüğünüz ilk koltuğa oturmayın. Aracın en arkasına gidip katlanan koltuklara oturun. Tüm yolu mis gibi gidin. Benden size tavsiye. Üç senedir böyle yapıyorum. Her seferinde kendimi kutluyorum.

*Her seferinde kendimi kutladığım ikinci şey ise pazar arabası ile markete gitmek. Marketin içene arabayla girince bir garip bakıyorlar ama tüm poşetleri elimde taşımak zorunda kalmıyorum cicim.

*Çünkü Haşimoto bunu gerektirir.