29 Kasım 2012 Perşembe

Ville Valo,Sirius Black olmuş la

 
 
 



(başlıktaki 'la'nın nedeni ankaranın soğunun ciğerlerime işlemesidir,başka açıklaması yok.)

14 Kasım 2012 Çarşamba


*Etrafım ünlülerle çevrili ama onların haberi yok,ehehe.

Staja gittiğim okulda bir adet James Dean:


Yurtda bir adet Vinona Ryder:


bir adet Taylor Momsen (esmer versiyonu)




ve okulda bir adet Jesse J



Faye Dunaway




ve dahası mevcut

*Rainer Maria Rilke,kendisini Ulaşılamayan adam olarak tarihime adını yazdırmış bulunmakta,tüm kızılayda arayıp da yurdun dibindeki kitapçıda bulup fiyatı yüzünden alamadığım kitabın yazarıdır kendisi.

*Ursula'dan sonra Asimov okuyunca bilinçaltım bilim-kurgu ile doldu ve tabii ki rüyamda bir uzay gemisinde olduğumu ve mürettabattan birinin beni "şizofrensin sen " diye suçlamasını ki kendisi saniyede bilmemkaç görüntü değiştiriyordu,garipsemedim,hatta hoşuma gitti,bilinçaltım bilim kurgu ile de mutlu imiş.

*Ölürken "Hayatımda hiç pencereden tepsi düşürmedim."demeyeceğim.Bunu da yaşadım,bunu da tecrübe ettim.Biyografimde geçsin lütfen.

*Ego gişesinde pasomu gösterince bana "Affeeerriin çocuğum"der gibi "Tamam"diyen amca yılın hümanisti ödülü almalı,kesin almalı.

*İki günde yine glee'nin ikinci sezonunu bitirince her yerde dans edip şarkı söyleyesim geliyor,özellikle rektörlüğün önündeki açıklıkta Gangnam Style dansını  yapmak istiyorum.






















                                             GABRIEL GARCİA MARQUES
 
*Düşünceler kimsenin değildir.Tıpkı melekler gibi oralarda uçuşur dururlar.
 
*Onu düşündükçe daha fazla düşünesi geliyordu.
 
*"Duvara tırmandım."dedi fısıltıyla.
"Ne için?"
"Seni görmek için."                                               
                                                                                                                              
(Kitabın filmi de var imiş.)



















                                                                                                                          Isaac ASIMOV

(Bilimkurgusundan ziyade entrikalarıyla beni büyülüyorsun Asimov)

Ayrıca sonunda İkinci Vakıf'ın nerde olduğunu öğrenmek çok şaşırtıcı olmadı çünkü kitap boyunca öyle çok gezeden gezegenden İkinci Vakıf diye bahsedildi ki heyecanım söndü açıkçası ama yine de güzeldi.


*Beş yıl önce Vakıf'ı
tanıyan  dünyalarda,nostaljik bir pişmanlık olabilirdi,daha fazlası değil.

*Sadece gözleri,yüzün oynadığı bu toplu maskaralık şölenine hilekarlık ediyordu.Gözlerinin,galaksinin en büyük fatihi için garip kaçan yumuşaklığında,hüzün asla tam olarak yatışmazdı.

*Zaman yanımızdan geçip gidiyor.

*Nüfusun acı çekmediği ve basit yaşamlarının ,daha ileri merkezlerdeki kültürlü nüfusta bulunmayan dengeli bir mutluluğu da içerdiği kanısına vardım.

*Ne çeşit bir normalsin ki düpedüz çılgınlığı bilgelik sanıyorsun?

*Zihni nefretle nabız gibi atıyordu.

*Duygularınız geçmişinizin çocuklarıdır.

*Birbirlerine güvenmeye cesaret edemediklerinden ve o nihai yalnızlığın dehşetini ta bebekliklerinden beridir hissettiklerinden insanın insana duyduğu korku ve yırtıcı açgözlülük her zaman var oldu.

*İnsanoğlu günlük konuşmaların demir parmaklarından çaresizce ve içgüdüsel olarak kurtulmaya çalıştı.Anlambilim,simgesel mantık,psikanaliz.Bunların hepside konuşmaktan kaçınmanın yada onu arıtmanın araçlarıydı.

*'Asla' dememelisin. Bu gerçekleri tembelce küçümsemektir.

*"Ah,şu insanlar çok hainler."

*İnsan bu evde sesini duyurana kadar nefessizlikten boğulabilir.

*Şimdiki zamanın cücelerinde,geçmişin devlerinin kalıntılarına karşı batl korku vardı.

*Bir kiş,kukla olmadığını ne zaman bilebilir?Bir kişi,kukla olmadığını nasıl bilebilir?                            


1 Kasım 2012 Perşembe

.


"In my universe,evils are evilest and the good ones are the worst."dedi Parantez Adam.

Plasebo portreye baktı.

BatZat yumruğunu her ikisine doğru savurdu ve daha onlara değemeden büyük bir güçle odanın öbür tarafına fırlatıldı.

"And my hands are the most bloody ones."


.

31 Ekim 2012 Çarşamba

KEMİKLERİ SEVERİM 3

 
 
 

 
 
 

 
 
 





 
 
 

 
 
 

 
 
 

 
 
 

 
 
 

SEN NASIL GÜZEL BİRŞEYSİN YAA

30 Ekim 2012 Salı

Disposssesssssss




                                                                                                                      Ursula K. LE GUIN



   Sen benim okuduğum ve muhtemelen okuyabileceğim en etkileyici insansın  Ursula Hanım,sana hayran olmamak elde değil.
 
*Daha yirmi yaşındayken  dışadönük olamayacak kadar kendi karakteriyle aklının garipliklerinin bilincindeydi.
 
*Kardeş bile rahatlatamaz insanı kötü saatte,karanlıkta,duvarın dibinde.
 
*Onun problem hazırlamasını ve doğru soruları sormasını istiyorlardı.Bazıları herkese aynı notu vermesine şiddetle karşı çıktı.Parlak öğrencilerle aptal olanlar nasıl ayırt edilecekti.Çok çalışmanın ne yararı kalacaktı?Eğer rekabetçi ayrımlar olmayacaksa hiçbirşey yapmamak daha iyiydi.
 
*Yalnız olmak için doğmuştu,kahrolası soğuk bir entellektüel,bir bencildi.
 
*Düşünceler baskı altına alarak yok edilemez.Onlar ancak dikkate alınmayarak yok edilebilir.
 
*"Dört bin birim bu kentte iki aileyi bir yıl yaşatmaya yetecek para."dedi Shevek.
"Evet,şey bakın,efendim, bu bir sanat eseri."
"Sanat mı?İnsan yapması gerektiği için sanat yapar.Bu niçin yapılmış?"
"Galiba sanatçısınız."dedi adam açık bir küsahlıkla.
"Hayır,yalnızca boku bir görüşte tanırım!"
 
*Uygarlığın tek yaptığı güzel sözlerle kanı ve nefreti gizlemek.
 
*Yirmi yaş dolaylarında öyle bir an vardır ki yaşamının geri kalan kısmı boyunca ya herkes gibi olmayı yada farklılıklarını erdeme dönüştürmeyi seçmen gerekir.
 
*Yeterince,hatta kıtı kıtına yetecek kadar yiyecek olduğu zaman paylaşmak kolaydı.Ya olmadığında?O zaman güç devreye giriyordu;güçlü olan haklı oluyordu;güç,onun aygıtı şiddet ve en büyük müttefiki görmezden gelen göz.
 
*Bizi bir araya getiren şey acı çekmemiz.Sevgi değil.Sevgi akla boyun eğmez,zorlandığında da nefrete dönüşür.
 
*Farklı güneşlerin ışıkları farklıdır ama tek bir karanlık vardır.
                                                                                    

27 Ekim 2012 Cumartesi

Maity SENSEEEEİİİİİİİİİİİ

 
 
 
 
 
 

(Lovely complex filmidenden-en sevdiğim kısım)
Ben bu japonları seviyom yaaaa.

24 Ekim 2012 Çarşamba

Öylesine 2



*Efe Tur'un koltuk arkalarındaki tivilere şarkıları kim yüklüyor çok merak ediyorum cidden,o kişinin yanaklarını öpmem ama elini iki elimle tutup sallarken gözlerinin içine bakarak gülümseyeceğim ve "sen güzel bir insansın"diyeceğim (cümleyi olabildiğince uzatmak için çabaladım)

*Otübüste (ki süprüz olarak molasız bir yolculuk yaptım) bir yandan Plasebo bir yandan Depeche Mode bir yandan da Lana Del Rey dinledim,nasssı sevindim bilemezsiniz.

*Eve ayak basmamla kıtlıktan çıkmış moduma dönüşüm bir oldu,o kadar çok gereksizce yemek yiyorum ki midem bulanıyor,Ursula K. Le Guin'nin beni DIŞKI olarak tanımlayacağından eminim ühühühühü T.T

*Ankara'da  sitesinden açılmayan Hacettepe Fm (siz de dinliyorsunuz değil mi?dinleyin bence) biraz önce açılınca nassı sevinip gözlerim büyüdü bilemezsiniz.

* "yarışma kızı" moduna bağlayıp tüm öykü yarışmalarına katılasım var gibi,bakalım bu dürtü nereden geliyor ve sonuçları ne olacak.

*Beş parasız kaldığında bakiyende 20 lira yazdığını görünce tabii ki orda bir sevinçten başını sağa sola yatırıp kalçanı azcık sallayarak dans edersin,bunda bir anormallik yok.

*Ve bir filozofun dediği gibi:kime göre neye göre anormal????

*Bence Gregor Samsa bir sabah uyandığında değişen o değildi.


SON
 
(mine'yi mayn,son'u san diye okumaya başladım,bu yol yol değil )

21 Ekim 2012 Pazar

beelzebub

                                                                                 William Golding



Ve bu kadar mı kötü kapak olur Türkiye İş Bankası Yayınları,inanamadım.Bu kadar güzel kitabın kapağı böyle Power Point çıktısı gibi mi olur?Yazık.


William seni sevmeyeni sevmemeye karar verdim,zaten seni sevmeyen insanla ben anlaşamam,ısınamam,ters ters bakarım.Bu kadar da ön yargılı olurum.Çünkü sen insanoğlunun kalbindeki hastalığı öyle güzel yazdın ki seni anlamayanlara acırım ben. (kitabın kötülendiğini görtükten sonra sinirimi böyle çıkartıyorum.)

*Ormanın nemli karanlığını,rahat ve eski bir giysi gibi sırtına geçirmişti.

*Dişi domuzun yarı kapalı gözleri,yetişkinlerin o sonsuz ve duygusuz vurdumduymazlığıyla donmuş gibiydi.

*Neden herşey böyle bozuluyor?

*Akşam olmuştu.Huzurlu bir güzellikle değil,şiddet tehditleriyle dolu bir akşam.

*Sanki iktidar,bilekleriyle dirsekleri arasındaki kabaran kaslarına yerleşmişti.Sanki otorite,küçük bir maymun gibi omuzna tünemiş kulağıın dibinde geveze geveze konuşuyordu.

*.....Ralph.......insan yüreğinin karanlığına.............ağladı.


(Mina Urgan'ın çevirdiğini görünce "ooo süper" demiştim ama o kadar çok devrik cümle var ki odaklanma sorunu çektim,çeviriye dikkat.)


Bu günlerde tek eğlencem cam kenarına oturup Hacettepe FM'i dinlemek,hatta her fırsatta dinlemek,siz de bir bakın derim,sitede canlı dinleme olanağı var şükür ki,eve dönünce tek sevdiğim radyo istasyonundan ayrı kalmayacağım ehehhe.

(pazar günü sabahın dokuzunda sokakta tulum çalan kişi dövülmediyse bugün onun en şanslı günüydü,salak herif.)

17 Ekim 2012 Çarşamba

.

.

"Give me your imaginary friends' names."diye fısıldadı Parantez Adam,sesinin yoğunluğu göğsüne yumruk gibi inmişti.

"Bizim annelerimizin karnında ucubiklik esansı vardı.O yüzden böyleyiz.Yoksa nasıl böyle olabiliriz ki?"diye sordu Plasebo ve portreye bakakaldı.

.

12 Ekim 2012 Cuma

YAMYAM
















 


Hello Kitty'yi severim,yerim de.

.

"Noldu,lan?"diye sordu.

"Ağlıyorum."dedi hıçkırarak.

"Yok,yok.Gözlerine toz kaçmıştır."

.

10 Ekim 2012 Çarşamba

öylesine


İkinci öğretim hayatında dördüncü senesine girmiş (demek oluyor ki 12'den önce hiç gözünü açıp hayata atılmamış)biri olarak staj için 7:45 de okulda olmak nasıl bir cezadır anlatmam.Suçumuz ne bilmiyorum.

Bu tıfıl halimiz ile deli dolu gençleri nasıl zapt edeceğimizi kara kara düşünürken fark ettim ki ben hala onlardanım,hala sivilcelerim var.Bence bana büyük bir sempati besleyecekler.

Birkaç gün önce sevgili Ankaray'da neredeyse bir seksen boyunda,şık,bakımlı ve kendinden emin bir ablayı inceler iken,(sapık gibi değil)bir şekilde femuarının fora olduğunu görmüştüm.Kadınla öyle bir dalga geçmişim ki üç gündür dışarı her çıkışımda "Lan ben fermuarımı kapadım mı?"diye düşünüp,etrafa korku dolu gözlerle bakıyorum.

Akşam durakta beklerken canım sıkılmış, bir secret yapayım oluyor mu, dedim. "Geliyoooor,geliyoooor,geliyorrrrr."dedim ve otobüs köşeyi döndü sevgili gerçek ve hayali okuyucularım. Tabiiki bu  benim muhteşem zamanlamamla ilgiliydi.Yoksa secret mıkrıt fos işler.

Ben sadece bilinçaltına inanırım.O yüzden de Freund'u yanaklarından öperim.

Bir şeyi yazmam gerektiği zaman yazamıyorum,400 kelimelik bir hikaye yazacağım alt tarafı olmuyor olamıyor,neden bilmiyorum sinirimi yeterince bozduğu açık.

Sırf tuşlara hızlı basmak hoşuma gidiyor diye yazıyı uzatıyorum şuan.

Ne bileyim,bir yazı atolyesine yazılsam güzel olurdu.

Ben gideyim de hikayeyi yazayım.

çav.


****muck****

.

8 Ekim 2012 Pazartesi

Ödül??? O.O



Nevrotik beni ödüllendirmiş. Kim derdi ki saatlerce nette çamaşırhane yönetme oyunları oynayıp sonra "bir çamaşırları yıkıyayım"dedikten sonra  bana bir ödül verileceğini.Bu uzun cümleden sonra (evet daha fazla saçmalayacağım,saçmalamak içimde irin gibi birikmiş) ödülün çamaşırhanelerle ilgili olduğu düşünelebilir ama değil.

"Ödülün amacı; blogunuzun popülerliğini arttırmaya katkıda bulunmak. Bu ödül 200 den az takipçisi olan 5 blog içindir."

Nevrotik bana haber vermese kendi blog adresimi çıkaramayıp anlayamayacaktım.Bu yüzden hem ödül için hem de haber verdiğin için teşekkürler Nevrotik. ^_^

Şimdi ise her ödül törenlerinde olduğu gibi büyük bir gerilim ve yakın çekimlerle ben de beş blog'a ödül veriyorum.


Öncellikle,tabiisi bizi (NANA severler) Anna Tsuchiya ne yapmış ne etmiş habersiz bırakmadığı için
http://tsuchiyaanna.blogspot.com/

İkinci olarak ;geeky stuff diye adlandırdığı blogu ile :
http://stardustandstardust.blogspot.com/

Üçüncüsü ,daha önce de bahsettiğim her daim düzenli postları ile beni kendine hayran bırakan blog:
http://scnneo.blogspot.com/

Dördüncü olarak,incelemelerinin okumansı ve takip edilmesi  gereken:
http://kurguyaovgu.blogspot.com/

Ve bana Abelard ve Heloise ikilisini katan nadide blog:
http://dieamanda.blogspot.com/


Bu ödül töreninin de sonuna geldik.



(Bu ödülü Ninja'ya da vermek isterdim ama sen kalabalıktan hoşlanmıyormuşsun.)

5 Ekim 2012 Cuma

it's black- it's white yeah yeah yeah

 

 
 



 
 

 
 
 
 

 
 
 








 
 
 
 
 

 
 
 

 
 
 

 
 
 

İtalya'da bir kilise


 

 
 
 

bu pantolondan Ankamall'de üç tane bulsam da almadım.nedense yakından güzel gelmediler.
 
 
 
 
 
 

 
 
 





Çizgililiğin nirvanası.
 
 
 
(bunları görse eminim ki Tim Burton'ın aklı çıkardı.)