14 Kasım 2012 Çarşamba


*Etrafım ünlülerle çevrili ama onların haberi yok,ehehe.

Staja gittiğim okulda bir adet James Dean:


Yurtda bir adet Vinona Ryder:


bir adet Taylor Momsen (esmer versiyonu)




ve okulda bir adet Jesse J



Faye Dunaway




ve dahası mevcut

*Rainer Maria Rilke,kendisini Ulaşılamayan adam olarak tarihime adını yazdırmış bulunmakta,tüm kızılayda arayıp da yurdun dibindeki kitapçıda bulup fiyatı yüzünden alamadığım kitabın yazarıdır kendisi.

*Ursula'dan sonra Asimov okuyunca bilinçaltım bilim-kurgu ile doldu ve tabii ki rüyamda bir uzay gemisinde olduğumu ve mürettabattan birinin beni "şizofrensin sen " diye suçlamasını ki kendisi saniyede bilmemkaç görüntü değiştiriyordu,garipsemedim,hatta hoşuma gitti,bilinçaltım bilim kurgu ile de mutlu imiş.

*Ölürken "Hayatımda hiç pencereden tepsi düşürmedim."demeyeceğim.Bunu da yaşadım,bunu da tecrübe ettim.Biyografimde geçsin lütfen.

*Ego gişesinde pasomu gösterince bana "Affeeerriin çocuğum"der gibi "Tamam"diyen amca yılın hümanisti ödülü almalı,kesin almalı.

*İki günde yine glee'nin ikinci sezonunu bitirince her yerde dans edip şarkı söyleyesim geliyor,özellikle rektörlüğün önündeki açıklıkta Gangnam Style dansını  yapmak istiyorum.






















                                             GABRIEL GARCİA MARQUES
 
*Düşünceler kimsenin değildir.Tıpkı melekler gibi oralarda uçuşur dururlar.
 
*Onu düşündükçe daha fazla düşünesi geliyordu.
 
*"Duvara tırmandım."dedi fısıltıyla.
"Ne için?"
"Seni görmek için."                                               
                                                                                                                              
(Kitabın filmi de var imiş.)



















                                                                                                                          Isaac ASIMOV

(Bilimkurgusundan ziyade entrikalarıyla beni büyülüyorsun Asimov)

Ayrıca sonunda İkinci Vakıf'ın nerde olduğunu öğrenmek çok şaşırtıcı olmadı çünkü kitap boyunca öyle çok gezeden gezegenden İkinci Vakıf diye bahsedildi ki heyecanım söndü açıkçası ama yine de güzeldi.


*Beş yıl önce Vakıf'ı
tanıyan  dünyalarda,nostaljik bir pişmanlık olabilirdi,daha fazlası değil.

*Sadece gözleri,yüzün oynadığı bu toplu maskaralık şölenine hilekarlık ediyordu.Gözlerinin,galaksinin en büyük fatihi için garip kaçan yumuşaklığında,hüzün asla tam olarak yatışmazdı.

*Zaman yanımızdan geçip gidiyor.

*Nüfusun acı çekmediği ve basit yaşamlarının ,daha ileri merkezlerdeki kültürlü nüfusta bulunmayan dengeli bir mutluluğu da içerdiği kanısına vardım.

*Ne çeşit bir normalsin ki düpedüz çılgınlığı bilgelik sanıyorsun?

*Zihni nefretle nabız gibi atıyordu.

*Duygularınız geçmişinizin çocuklarıdır.

*Birbirlerine güvenmeye cesaret edemediklerinden ve o nihai yalnızlığın dehşetini ta bebekliklerinden beridir hissettiklerinden insanın insana duyduğu korku ve yırtıcı açgözlülük her zaman var oldu.

*İnsanoğlu günlük konuşmaların demir parmaklarından çaresizce ve içgüdüsel olarak kurtulmaya çalıştı.Anlambilim,simgesel mantık,psikanaliz.Bunların hepside konuşmaktan kaçınmanın yada onu arıtmanın araçlarıydı.

*'Asla' dememelisin. Bu gerçekleri tembelce küçümsemektir.

*"Ah,şu insanlar çok hainler."

*İnsan bu evde sesini duyurana kadar nefessizlikten boğulabilir.

*Şimdiki zamanın cücelerinde,geçmişin devlerinin kalıntılarına karşı batl korku vardı.

*Bir kiş,kukla olmadığını ne zaman bilebilir?Bir kişi,kukla olmadığını nasıl bilebilir?                            


2 yorum:

Adsız dedi ki...

http://www.youtube.com/watch?v=vndinDhSUSE&feature=related

Vladimir dedi ki...

Marquez'in, o ölümsüz eserleri yazmış kahramanımın artık en yakınındakilerin bile ismini anımsayamayışı ne kadar acı değil mi? Alzheimerdan nefret ediyorum :(