31 Temmuz 2013 Çarşamba

pure shit


*Ana dilden başka bir lisanda küfür edince sanki gücünü kaybediyormuş gibi ama ayrı bir tatmin de vermiyor değil.

*Beni sabahın dokuzunda ayağına çağırmışsın,mülakat yapcağını haber vermemişsin, daha "strong sides" diyemiyosun, "intern" ne demek bilmiyosun bana GTM'in açılımı ne diyosun sonra kalkıp "Tutuk"diyosun sen bana,siktir git lan godoş.

*Şu aralar hayatıma renk katan tek şey araba sürmeyi öğrenmek.Her zaman dediğim gibi insan kendini tanımalı.Hız yapacağımı biliyodum ve daha şimdiden yapamaya başladım.Övünelecek birşey değil bu.Sinirden dikiilen saçlarımla trafik canavarına daha çok benziyorum.

*Son cümleyi silecektim ama sanki daha önce hiç saçmalamamışım da şimdi bu bir fark yaratacakmış gibi duyumsadım birden ama bıraktım çünkü ben uzun zamandır saçmalıyorum.

*Bir ara bir blogger Sineklerin Tanrısı'nı kötülemişti.İyi ki silmişim onu.Silmekle kalmayıp yırtılıp atılmalıydı aslında.

*Ben de isterdim babadan para kalsın, ada alayıp sonra sırf yatayım.Ama ada alsam "Neden ada aldın?"derler, "Bu nasıl ada?"derler. "Bu adada nasıl yaşayacasın.Sen yapamazsın."derler sonra gider benim yerime ada alırlar.

*Bazen dertleri ben kendim mi ediniyorum acaba,hani sırf sinirlencek birşeyim olsun,açıkta kalmayayım diye mi yapıyorum acaba diye çok düşünüyorum.Hani o kadar moron diye aşağıladığım insanlar normaldi de bir tek ben mi morondum yoksa diye ok kafa yoruyorum bu aralar.

*Zaten oturduğumuz yerde internet sistemi de kurulmamış.Burada ne var ki zaten?Üç bakkal bir de Bim. Bir de deniz gözüküyor.Sözde lüks.daha internet yok be. Kaldım yine Vınn'a.lanet gibi..

*Dediğim her şey bir dipnotmuşçasına yıldız koymaya karar verdim.

*Neyse.

27 Temmuz 2013 Cumartesi

Mirimoru mirimoru


Birinci dereceden akrabam "Kitap niye okuyorsun?Filmi çıkınca izlersin."dedi.O arada 4 yaşındaki çocuk bana seslendi,döndüm çocukla ilgilendim.Çünkü onla ilgilenmek daha mantıklıydı.

Canım sıkılınca ingilizce konuşmaya başladığımı fark ettim.Keşke üj bej dil daha bileydim de can sıkıntımı daha kolay dindirebileydim.

Can sıkıntısı,can acısını gibi dindirilmeli evet.

Şimdi beni iki kurum iş görüşmesi için çağırınca  "ben artık iş kadınıyım"modları havada uçuşuyor resmen ama iş görüşmelerine hep babamla giderek bu imajı yerle bir ediyorum.Aynen birinci dereceden akrabamın dediği gibi; "Velisiyle gidiyor." (çok gülüyorum (T.T))

Aşırı simetrik eviminzin içinde dolaşırken bazen kendimi Sims'teymişim gibi hissediyorum.Belki de bunun nedeni bizim evin Sims'te yaptığım evlere benzemesi.Vay anasını,bak burada çözdüm olayı.

Bir ingilizce öğretmeni olarak gramer anlatmak istemiyorum,öğrenciler de dinlemek istemiyor. Biz hep geyik yapcaz bence.

Kendimi yerden yere vurarak söylüyorum ki ben hala yazmıyorum.Bunu şimdiden oluşan okur kitleme bir eziyet olarak görüyorum ve üzülüyorum. Ama okur kitlem bir günde okunan kitap bir yılda yazılıyor,biliyosunuz değil mi?

Bu konuda en çok Derek Landy'ye üzülüyorum.Adam bir senede 800 sayfa falan yazıyor ki bunun rewrite olayı falan var.Ben iki günde bitiriyorum kitabı. Adamın 365 günlük emeğini, terini en fazla 20 saatte yok ediyorum. Biyane acoşi( yazılışını bilmiyorum,araştırmayacağım.)

Hayvanseverlere toptan kıl olmaya başladım.Sevmek haricinde bir bok yapıyorlar da benim mi haberim olmuyor acaba?Hayvanlar sadece kedi ve köpekten de oluşmuyor.Hayvanlar sadece sokakta eziyet görmüyor.Bunun o çok övülen hayvanat bahçeleri,petshopları var. Bir kere onları bu kadar severken para karşılığında satılıp alınması nedir?Direk mal konumuna koyuluyor.Hayvanat BAHÇE'lerinde çitlerin etrafına hapsediliyor üç beş insan görecek diye.Süs mü lan bunlar?Godoşlukta ayrı ayrı seviyelerde geziniyorsunuz.

Boğa da hayvan,matadorlar da.Onları izlemeye giden şakşakcılar da.

Devam edeceğim,konu bulayım.

Bu kadarmış.





23 Temmuz 2013 Salı

21 Temmuz 2013 Pazar

İdolüm Buttercup idi.


Turkcell insanları çıldırtmaya ant içmiş galiba.Tarifeleriyle,Vınn'ınla süpersin.Çekim kuvvetin ise akıl almaz.

Ciğerlerim yine ıslık çalmaya başladı.Kitaplardaki sürekli burnu akan karakterlere döndüm. Astım,sinüzit,beş numara miyop, 13 yaşından beri sivilce ve sürekli kambur dolaşma.Ben o karakterlerin bedenlenmiş haliyim.

Bugün yüzde yüz amelelik yaptım.Vay,dedim,iş yapmak aslında güzelmiş,dedim.Ama,dedim,yarım saat yapınca söylemesi kolay.Fark ettim ki ben aslında kas gücünü de seven biriyim.Hem üşengeç hem sportif olunamıyor ne yazık ki.

Amelelik yaparken iç sesim daha komikti.

Bacak kadar yiğenim bile bana trip attı.

Pipet Dostu dökülen saçlarım kadar değerli.

Bir dökülen saç,bir de paketinin içinde paramparça olan dorduma.

Tüm gün toz toprağın içinde,mermerin üstünde saatlerce otur sıkılma,gel bir neti aç sıkıntıdan canın çıksın.Olacak iş değil.Ama oldu işte.

Çalışınca oluyor.

Böyle olsun istememiştim,inanın.

7 Temmuz 2013 Pazar

Bilinçaltıma öpücükler...


Bilinçaltım bu sefer ortaokuldan alakasız bir kız olarak şekillenip bana çemkirdi. "Etrafta, sözde yazdığın kitabın çıktısyla gezip duruyorsun.BİR BOK YAPTIĞIN YOK LAN."dedi.

Doğru söze ne denir?Ben de susup baktım ona öylece.

Twitter'da zaman geçirdikçe sinir  katsayım yükseliyor.Sonra televizyona geçiyorum.Sinir kat sayım ışık hızıyla yükseliyor.Sonra etrafımdakiler beni düşüncelerimden vazgeçirmeye çalışıyor.Basıp gidiyorum.Bir olayın bu kadar uzak iki uç noktası olması gerçekten ürkütücü.Gözlerimi kapatmam da olanaksız.Hazmedemediğim yemek gibi oturdu içime.Ve hala toz pembe bir fanusa kapatılmaya çalışıyorum.

Sana kulak vermemişler George .

Kimse de seni anlamamış Ursula.

Bir ara televiyonlarda su balesi,puz pateni neyin olurdu.Artık vermiyolar mı yaw?İzlemek istiyorum ben.


                                         bak işte bunlar hep illuminati,hep nifak tohumları


Gideyim de ilim irfan öğreneyim.

1 Temmuz 2013 Pazartesi

Evim evim hımhım


Evde üvey evlat konumundaki odam şuan ailenin en kuul odası.Tüm paramı odamı süslemeye yatırdım ve emelime ulaştım.mohmohmoh

Bazı eşyalarımın koridorlarda kesilmesi,asya esintileri olan kedili bardağımın "bakalım iyice çatlayacak mı?"diye bulaşık makinasına atılması,dolap düzenimin kaş göz arasında değiştirilmesi tabii ki benden daha üstün yetkilere sahip olan annemin marifeti.Kadın direk söyledi zaten.Bilinçaltı haykırdı." benim evim,bozamazsınız."dedi.

Ben de "benim odam,elleyemezsin diyemedim." "Her yer benim odam,her yer elf."diyemedim. Annemi devirmek olanaksız.

Yaşadığım kentti daha Ankara'nın dönüş yolunda kötülemeye başladım ki ne mızmızlanıyordum ne şımarıklık yapıyordum.İkinci el kitapçı bile yok yahu.Neyleyim ben burayı güzelim Ankara varken.

Bu arada  30 metre mi ne ilerdeki düğün salonu sayesinde "Ankara'nın bağları" adlı eseri Ankara'da olmadığım kadar çok dinledim.Hem de son ses.

Bu sefer ki kaçış güzergahım İstanbul.Oraya kapağı attım attım yoksa burda gubudik bir okulda çalışmaya başlarım..Öğrenci her yerde öğrenci tabiisiii ama....(GAF)

Ev sanki haberim olmadan soluduğum bayıltıcı gazlar gibi.Ne olduğunu anlamadan günler geçip gidiyor,elimde bir bok yok.Ne kitap okuyorum ne de yazıyorum.Ayrıca göbeğim balina yutmuşum gibi top halini aldı.

Çocuk parklarına yerleştirilen egzersiz aletleri bu yaz kankam olacak.

Yazdığım kitabı ablama verdim.Kan bağım olan birine ilk defa okutuyorum.Heyecan oranım yüzde iki yüz.

Bir dönem Survivor'ı kaçırmış olsam da üç günde açığımı kapattım.Oh yeah Hilmi Cem.Kazansın diye oy atmayı düşündüğüm ikinci insan.Hilmi Cem benden bir yaş küçük olsa da öğretmenlik psikolojisiyle adama hep "ay çocuğa ne dediler." "ay çocuk ne kadar sevindi." tarzı komşu teyze yorumları yaptım.Muhtemelen öğrencileri bayıcam.

Yiğenim ayaklı sinema dergisi gibi.Vizyona girmiş,girecek olanları tarihleriyle,kentteki AVM de hangisinin olmadığına kadar biliyor.Tüm Hollywood aktörlerini ve ne yazık ki Justin Biebir mı ne onu ve Nicky Minaj mı ne onu da bilyor 8 yaşında.Ben 8 yaşındayken belki de Destiny's Child'ı bile bilmiyordum yahu.

Ergenliğe girdiğinde onu bu popüler kültür ağından kurtarmayı planlıyorum.

That's it ahahahaha I like it ahahaha