12 Eylül 2013 Perşembe

Bir kaç sosyolojik bilgi


4 haftaDA içimdeki tüm hümanist öğretmen esansı kuruyup tükendi ve geriye sadece esasi huysuz öğretmen kaldı. Aahahahah.

Öğrencileri "If I want to, I can be a bad teacher,heartless and cruel."bile dedim yani.Tehdit ettim yani bildiğiniz.180 derece döndüm.

Amma ve lakin bir bayan öğrencim var ki onun yanaklarını mıncıklar,kemiklerini hissedene kadar sıkı sarılırım.

Geçen sene benim yaşadığım "Öğretmenine hayran öğrenci" modelini şimdi o yaşıyor bende.Nasıl güzel bir duygu bilemezsiniz. Sanki 14 yaşında çocuk doğurmuşum gibi hissediyorum. Ki yaptığım tek şey kız ile izlediğimiz diziler hakkında konuşmamızdı.

Benim "Öğretmenine hayran öğrenci" zamanlarım ise çok sancılı geçti çünkü durduk yere trip atar, hocayla bir kere bile konuşmam olmamasına rağmen küserdim bazen.Sonra onun haberi olmadan (yine) barışırdım, (yine) onun haberi olmadan kanka olurduk falan. Şizofrenik bir ilişkimiz vardı yani.

Bir kere hikayelerimiz ile ilgili konuşurken hocamla (muhtemelen okumuyor bunları) benim kültür seviyemden bir on level üstte ışık hızıyla çıkınca ne dediğini hiç anlamamıştım.Kafa sallayıp hımhımlamayı geç soru mu sordu birşey mi anlatayor,anlattığı şey kurgu mu gerçek mi onun ipini kaçırmıştım.O derece kopmuştum konudan. Ama olsun hoca kalkmış bana kendi kitabından bahsediyordu.Büyük olaydı.

Tahta sizin arkanızdayken ve önünüzdeyken girdiğiniz psikoloji tamamiyle farklı. Otorite insanı bozuyor bunu fark ettim.  Fuck the authority!

İş arkadaşım dedi ki "Sende zaten saygı uyandıran bir tip var." İçimdeki elfler küçük inlerine kaşıştı şaşkınlıkla.

Geçen gün tumblar'da çok dolanan şu titanlı animeye bir bakayım dedim. Eren (nasıl okunuyor bilmiyorum ama ben türkçe okuyorum) titan'a  dönüştü.Birden kollarındaki kaslar -spoirler mı oluyor bu şimdi banane la- birden şişiverdi,kemikleri metrelerce uzadı  falan. Verdiğim iç tepki : "Bıyır? O.O"

Sonra dişi titan birkaç atlının peşindeydi ve metrelerce kovaladı karınca kadar atlıları.Koca dev atı yakalayamadı yani.Öyle bir animeymiş işte. Ama aksiyon sahneleri falan,görüntü süper,ona laf yok.

Küçükken deliliğe garip bir hayranlık beslerdim.Hem kendimde olup hem de delirmek isterdim.Şizofren olmayı dilerdim.Bana bir şekilde akıl hastası olmak karizmatik geliyordu. Daha bir hikayesini,bir cümlesini bile okumadan Virginia Woolf'a hayran kaldım,sırf deliydi ve intihar etti diye, ve o sıvıları birbirine karışmış aklıyla birçok şey yazabilmesine hayran kalmıştım. Sonra Plath'ın filmini izledim. Yine bunalımlarda bir yazar ve yine intihar. Çok karizmatikti gözümde yaşanalar,dram akıyordu ve beni besliyordu, ben öyle sanıyordum.

Ankara'da büyüdüm, 4 yılda sanki yüzyıllar geçti ve fark ettim ki önemli olan "ne kadar güzel ve deli"olduğun değildi. Her şey nöronlardaydı. Duygularını kontrol edemeyen,bunalım koridorlarında koşuşturanlar değildi artık idollerim. "Düşenen" zeki kadınlar örnek alınmalı.Ve şimdi onları ne çok seviyorum,görmeseler de  ellerinden tutuyorum şimdi. Bir bakıma gurur duyuyorum da kendimle. Narin ve acınası olmanın gerçekten de acınası olduğunu fark ettim sonunda. Bunların hepsi aslında benim bilinçaltımdan süzülenler de onlar hakkında konuşmak hem mahrem hem çok uzun sürer.

Lana Del Rey falan hep yalanmış.



Ursula K. Le Guin, Frida, Marie Currie , Joan Jett

vvvveeeeeeee                                               M.I.A

Hiç yorum yok: