22 Aralık 2013 Pazar

Ben demiştim.


* Günaydın sayın gerçek ve hayali okuyucularım. Geçen bir hafta içinde bisssürü malzeme biriktirdim. O yüzden heyecanlıyım ve muhtemelen bu gönderiyi yayınladıktan sonra unuttuğum birkaç şey olacak. Ama büyük balık,küçük balık gerçeğini uzun süreli hafızam da biliyor. O yüzden hayatın acımasızlığının farkındalar.

*Bu yazdıklarımı benim sesimden dinleseniz bu kadar sarkastik çıkmaz. Çünkü sesim tiz benim. Hele bağırınca felaket. Abov, çok kötü. Ama bazen bas çıkıyor, o güzel işte, hep olsun o.

*Bebek adımlarıyla giden bir süreci daha belirteyim. Kitabın bitmesine az kaldı desem de aslında baya varmış, yazdıkça uzuyor. İçimde hem minik elfler koşuşuyor hem de küfür yumağım genişliyor. Ayrıca, ona yakın yayınevini gözüme kestirmiş durumdayım.Bazılarının beni kabul etmeyeceğini zaten biliyorum, tarz açısından uyuşmadıkları için.Olsun, o da güzel olacak.

* Kültürüme kültür kattığım fantazya sempozyumu bitti. Bana ne kattı?
1.Böyle artistik olaylara bir daha girme.
2.Paranı böyle artistik olaylara verme.
3. Zamanını böyle artistik olaylara harcama.

*Son hafta, son konu Le Guin, aklımın bu sefer çıkmasını bekliyorum. Bir buçuk saat Fantastik ve Bilimkurgu ayrımı konuşuldu sonra Le Guin'e geçtik. Karanlığın Sol Eli, işte neyi anlatmayı amaçlamış, kitapta ne yazıyor zart zurt. Sonra Yerdeniz Büyücüsü'ne geçti. "Aha,"dedim. "Geliyor Atuan Mezarları." Bekliyorum ki oturup inceleyeceğiz, baya pinçik pinçik yapıcaz bu kitabı. Üç dakika bile üzerinde durulmadı ve sadece kitaptaki erkek karakterden bahsedildi. "Lan,"dedim. "Burada o kadar feminizmden bahsettin, hak dedin hukuk dedin, Tenar'la kurduğun tek cümle "Tenar'ı kurtardı." idi. Geri geri uzaklaş" dedim.

*Ben bir bok değilim ama bir konu nasıl işlenir ondan bir haberler. O yüzden cidden üzücüydü. Üç konuşmacı da oturdu kitapları anlattı ya, oturup okuyoz biz zaten. Saol, devamını da wiki den öğreniriz. Saol he çok saol.

*Lan Tenar (bayan kahraman) erkek karakerin (burada çok pis spoiler veririm de yapmıyorum) imanını gevretti, bildiğimiz ağzına sıçtı sonra "Hadi neyse iyisin, özgürsün.Hadi bakalım."dedi, Yav, çok sinirlendim resmen. Götü boklu erkek karakter sanki tüm olayı halletmiş gibi aktardı. Çok pis sinirliyim. Kitap sadece kadınlar üzerine yazılmış.Sen neyden bahsediyorsun yahu?

*Bu arada kaç yaşındaki konuşmacıları ve bu kadar birikimli adamları yerden yere vurmam beni bir yerleri kalkmış yapmıyor. Bilgi ayrıdır, bilgi aktarımı ayrı. Bunun da farkına varalım. Hepsinin bilgisi çok genişti ama doğru kanalı bulamadılar.

*Otuza yakın kişi, beş ay içinde benim dediğime geldi. Wuhuuu. 22 yaşımdayım lan ben. Hepsi benden en az beş yaş büyük. Aahahahahaha. Şimdi söylediklerime de bir beş ay sonra gelecekler.O zamanı da iple çekiyorum.

*Farklı üniversitelerin kampüsünde bulunmak nedense bana zevk veriyor. Kıçımı hep farklı kampüs tozlarıyla kirletmek artık bir hobi benim için.

*Sağ yanağımda çıkan iki büyük sivilce hayatımda gördüğüm ve hissettiğim en acımasız sivilce. İnsaf lan insaf azıcık. 

*  Bu hafta hatırladığım bir anım; ortaokul dershane zamanı. Kaloriferler yanmıyor, kış. Sınıf buz gibi. Tir tir titriyoruz. İncecik giyinmişiz. Yarım gün böyle üşüdüm. MAL montunu giysene, hemen yanında mont. O zaman aklım montu sadece dışarıda giyilmesi gerektiğini kodlamış. İyi ki büyüyoruz. Çok mutluyum büyüdüğüm için.

*Sempozyum Bilgi Üniversitesinde yapıldı ve artistik kişiliklerle dolu falan. Herkes bir bohem, avangard vs. Kampüsten çıkmadan önce yorgana benzer montumu giydim, ağzıma kadar ilikledim, kafamın iki katı şapkasını taktım ve bahçeden yürümeye başladım. Bohem karakterler o soğukta mini etekli ve beresiz takılıyor. Dedim. "Amma gelişmişim ben. 8 sene önce olsa bu soğuğa rağmen başımı kapatmaz, japonlu tişörtümü göstermek için montun fermuarını çekmezdim. Sonra üç saniyelik hava uğruna bir hafta yataklarda hasta sürünürdüm. Aferin lan."

*9 yaşındaki yiğenime Edward Makas Elleri izlettim. Film boyunca iç çekti ama bitince güzeldi dedi. Bence nazik olduğu için öyle dedi, gerçekten beğenmedi. Beğendiyse ne ala. Konu bu değil. 9 sene sonra arkadaşlarını hava atma malzemesi verdim ben ona. "Ben daha veletken izledim o filmi abi." diyecek. Çok büyük sükse yapacak.

*Sıkıcı oldu,içimde patladı. Bu gönderiyi de süslemeden gidiyorum.

9 yorum:

taritiwele dedi ki...

Şu son paragraf bana çocukken arabada mustafa sandal, izel ve ebru gündeş karışık kaset dinletirlerken yakın arkadaşıma pearl jamler nirvanalar gipsy kingsler dinletilmesine karşı duyduğum derin kıskançlığı hatırlattı. =)

MELEKSİ BÖĞÜRÜŞLER dedi ki...

Ben de tulum ve kemençe ile büyüdüm. Lisede en yakın arkadaşım Elvis ile Abba ile büyümüş. Ama şimdi tam bir Surviour'ım. Eminim ki sen de öylesin. Dibi gördük biz.

taritiwele dedi ki...

Kurt Cobain öldüğünde ne üzülmüştük filan diyordu arkadaşım. Lan ben o esnada yonca evcimike dans ediyordum. Dibi gördük lakin hazıra konmadık şekerim. Tesellim budur :)

MELEKSİ BÖĞÜRÜŞLER dedi ki...

Aynen. Ve bence her kültürün bir yaşı vardır. La 9 yaşındaki bebesi sen neyin Grunge kafasından bahsediyor. Geç yaşayalım ama döneminde yaşayalım bebek.
(şekerim dediğin için ben de bebek diyebileceğimi varsaydım)

taritiwele dedi ki...

Ben Riki martinin kasetini dinlerken onların evinde blues jaz dinleniyorsa bu benim suçum mu canısı? (hani bebek deyince altta kalmayayım dedim. bi de bura qasıo yhaa msn var mı? ) hahah Ricky Martin ile "karizmatik" kelimesi hayatıma girmişti. Hani bir yakışıklı diye bişey var bi de karizmatik diye. Bu konuda da bişeyler yazmak lazım ne dersin :)

MELEKSİ BÖĞÜRÜŞLER dedi ki...

Sohbetimiz güzel hoş ve diğerlerini ezici olsa da şuan minnak yeğenimin geleceğinden şüphe duymaya başladım. Çocuğa kötülük mü yaptım, züppe mi yaptım onu, oh noooo!!!

(Parantez içindeki ikinci cümleyi anlamadım ne yazık ki. Parantez içleri ölümüne önemlidir benim için.)

Böyle bir ayrımı tabii ki de yazabiliriz. Yalnız bunun için önce birkaç moron incelemem lazım, benim kaynağımın özü moronlar. Senin deneyimin varsa lütfen paylaş.

Sen de güzel yazıyorsun.

(hee dur çözdüm, parantez içini. ama msn yok ki artık T.T )

taritiwele dedi ki...

Kusura bakma çok eskilerde kalmıştı o geyik :)
Kötülük yapmadın bence ilerde illa ki anlayacaktır değerini.
Ben de seviyorum yazmayı ve okumayı yazdıklarımın herhangi bir edebi değeri olmasa da :)

taritiwele dedi ki...

mail adresimi vereyim sana kitaplar fantastik edebiyat moronlar üzerine konuşabileceğimizi düşünüyorum :) hatta şu an yerdeniz büyücüsünü okuyorum fantastik edebiyatı aslında seven biri olarak nedense ilerleyemiyorum kitapta.

ozgedevezer@gmail.com

MELEKSİ BÖĞÜRÜŞLER dedi ki...

Okito, bebek.

(ışık hızıyla blogtaş olduk, şuan azcık şaşkınlık duymuyor da değilim.)

Ben de başta adapte olamadım ama sonra diğer iki kitabı içerek okudum resmen, hele hele Atuan Mezarları şuan en sevdiğim kitaplardan biri.