3 Aralık 2013 Salı

Hayatımın Kadını URSULA'M

Şurada zaten üç beş insan yazmamı beklerken onu da yapamamama bir sıfat bulamıyorum.

Genel olarak bu gönderinin konusu; Geçmişten bugüne gelen götü kalkmış yazarların nasıl da şımartıldığı ve el üstünde tutulduğu.

Bu gönderiyi olabilidiğince küfürsüz yazmayaca çalışacağım ama iç sesim anca bu şekilde rahatlıyor. sanırım bu çelişkilerden kurtulduğumda gerçekten kıvama gelicem ben.

Bunun öncesinde belitmek isterim ki geçen gün Açlık Oyunları; Ateşi Yakalamak'ı izledim ve aklım çıktı. Tam anlamıyla. Sağımda oturan orta okul kız arkadaş grubu ve sol tarafımda oturan çift ile beraber izlemek ayrı bir zevkti. Hatta koltuğumun önüne dikilince adam bana bakıp acıyarak "Sizin koltuğunuz mu?"dedi. Başımı salladım. Ve montuyla çantasını kaldırdı. Hiçbir insanoğlunun tek başına bu filme geleceğinin mantığını kurmuş ama ben onu anti-tezimlen yanılttım. Ancak reklamlarda geyik yapacağım bir türdeşimin olmaması beni yaraladı. Özellikle ilk filmi birlikte izlediğim F.Z.S yanımda olmayınca içimdeki minik elfler oturup ağıt yakarak ağladı. Film süperdi. İlk yarıda ağlamamak için kendimi tuttum. Utanmasam ağlayacaktım. Ağlayanlar olmadı değil. Ama kuul sert kadın imajımı yerle bir etmek istemediğim için tuttum kendimi. Çünkü veli toplatısından geliyordum ve üzerimde takım elbise vardı. kot ve postal giyseydim de ağlamazdım çünkü Punk imajıma ters düşecekti. Bunlar hep şaka. Dış görünüşümü artık sadece sempozyuma giderken önemsiyorum. çünkü sempozyumdakilerin hepsi imajcı.

Bu konuya da geçebiliriz sanırım. Bir bir buçuk saatlik gel gitten sonrs 4 saat bir bok öğrenemeden eve dönmek çok yıkıcı. Verdiğim para sadece bu tür etkinliklere bir daha dinleyici olarak katılmamam gerektiğini gösterdi. Bütün umudumu Ursula için saklıyorum. umarım hakkı verilerek anlatılır. Yoksa bu aleme küseceğim. İmajcı katılımcılar ise gerçekten de bazen konuşmacılardan çok daha yerinde ve güzel yorumlar yaptılar amma ve lakin sınıfa giren kedi ile akıllarını kaybetmeleri beni beden aldı. Hepsi bir kere kucağına alıp sevdi,hatta foto çekildi. Herhangi bir kedi ile foto çekinmek hangi dürtünün, hangi hormonun, hangi lob'un eseridir bunu bilemem ama bildiğim şudur ki çoğu yaşıtımı sevmiyorum. Paragraftan anlaşıldığı gibi bu bana çok koydu. Üzülüyorum.

Kitabımın sonu üzerime uçarak geliyor. Nasıl heyecanlıyım. Önceden tek sorun benim yazmamam iken şimdi Yayınevlerini sorun etmeye başladım. Kabul edilmemem beni son derece göt edecek.

Gelgelelim, mızmız yazarlara. Biyografisini okuduğum Allan Poe, şuan okumakta olduğum Woolf ve yarı biyografik kitabını okuduğum Plath  şuan ki fikrime göre mızmızmış. Vay dedim. Amma sinir bozucu kişilikleri varmış. Ben bunlara sırf beyin sıvıları birbirine karıştı diye mi hayran olmuşum, bana da yazıklar olsun dedim. Akıl hastalıklarını küçümsediğimden değil, Freud'un önünde eğilirim. Sadece Poe kendini acındırmayı seven, Woolf burnu havada ve Plath sinir bozucu derecede narin imiş. Sanatçılar hassas olur teranesini de umursamayın. Geçmişte bu tür kişiliklere ne kadar zaafım olsa da şimdi sadece tiksiniyorum. Edebiyatta katkılarından bahsetmiyorum. Yazar ile kitaplarını ayırıyorum ben. Asimov'un otobiyografinisi okuduğumda da ona baya kıl olmuştum, fazla kendini bilmişti ve alçak gönüllülükten bihaberdi. Ama Vakıf serisini içerek okuyorum ve zekasına hayranım.

Sanırım bu aralar takıntım Zeka. Üniversite yıllarımda fazla moronla iç içe olunca en değer verdiğim şeylerden biri rasyonel düşünmek ve beynimizi sonuna kadar kullanabilmek. Bu açıdan Ursula'ya ne derece hayranım bilemiyorum. Sanırım onun beynine aşık falan oldum. Bu kadar yoğun duygular içerisindeydim.

Lütfen, kendine zarar verme ve acıyı romantikleştirmeyi arkamızda bırakalım. Ne o öyle ya?


4 yorum:

Adsız dedi ki...

Yazıyı okurken birden burnum kanıyormuş gibi bi izlenime kapılıp kanamayan burnumu kanattım. :/

sinema deyince yarasalı kolyedeki yarasa kanadının tekini kırdığım avatar filmi öncesi geldi aklıma :D:D

kimolduğumubiliyoruz.

MELEKSİ BÖĞÜRÜŞLER dedi ki...

Beyin gücün muhteşemi nöronlarını öp benim yerime.

Ah eski günler deyip içimden ağlıyorum.

IDOMISSYOU

Şizofren Ninja dedi ki...

Açlık oyunlarının 2. filmi nasıl bilmiyorum bayağı bir de övüyorlar ama ben daha birincisini izleyemedim sıkıntı bastı izlerken.
Kitabın konusunda da yazarlık hayatında başarılar diliyorum şimdiden. Yayınevleri mallık ederse isimsiz mektuplarla sabotaj düzenlerim. Tek yaptıkları şey malca kitaplar basmak zaten. Özellikle belirli yayınevleri.
2 haftadır da her yerden ursula çıkıyor benim karşıma. Geçen hafta girdiğim denemede adı paragrafta geçince vay dedim yapmışlar, olmuş. Bir de bunun üzerine yazılarından ursula yakarışları yükselince tesadüf mü diyeyim ne diyeyim bir hoş oldum.
Neyse sanırım uyumalıyım. Sana da yazarken kolay gelsin, ilhamın hiç gitmesin. U_U
İyi günler.

MELEKSİ BÖĞÜRÜŞLER dedi ki...

Kitapları okuduysan da yeterli aslında. Filme gerek yok ama beni çok etkilemişti.
Bu kitap ve yayınevleri konusunda çok atıp tutmuşluğum olduğu için kabul edilmezsem sadece kendimi suçlarım, tüm sorumluluğu kendim üstlenmeyi tercih ediyorum. Zamanında birini ölümüne eleştirmiştim bu yüzden. Sessizliğimi koruyacağım ve tüm eleştirileri kabul edeceğim. Hakkımı yedirtmem o ayrı.
Ursula K. Le Guin'i kesinlikle okumalısın. Lütfen bu yazarı atlama. Mülksüzler veya Yerdeniz'den başlayabilirsin. Kesin oku bak, yırtındığıma değecek.
Hala burada olduğunu bilmek çok güzel. Ninjaların karanlığına karışıp gitme. T.T