15 Aralık 2013 Pazar

Sell the World

*Ne yazacağımı bile bilmeden önce başlığı düşünmek sürekli düştüğüm bir hata. Ders almayan yapımı tebrik ettim.

*Hemen aktarmak istediğim bir anım var. Serviste en önde oturuyorum. Camlar son derece geniş, her yer gözüküyor. Sağımı izleyerek gidiyorum. Sonra bir bakıyorum bir kız kendini karlara atmış gülümseyerek kendi fotoğrafını çekiyor ve hemen önünde arkadaşı elinde bim poşetleriyle somurtarak bekliyor. Dedim, hayat sadece şu iki taraftan ibaret.

*Sonra kızın mallığına gülerek yoluma devam ettim.

*Artık kara sevinmeyen bir yapım olduğu için bir yanım çok üzüldü bir yanım çok kuul hissetti.

*Tüm umutlarımdan sıyrılarak hiç olamadığım kadar rasyonel ve realist takılabiliyorum. Kendimi sevmeye başlayabilirim sanırım. Ama sevmemeye devam de edebilirim. Olman gereken bu zaten deyip ağzımın ortasına çakarım bir tane. Dizini kır otur aşağı derim.

*Bestseller olsam bile bak, çok büyük konuşacağım, yazacağım şimdi, bu blogu kapatmam, böyle saçma sapan yazmaya devam ederim. Kitaplarımla çelişirim burada. Zihninizde kavram kargaşası yaratırım. Beş sene sonra ölmez hala burada sürünüyor olursak hatırlayalım bu yazdığımı.

*Fark ettim de Jennifer Lawrence'tan sonra herkeste bir yemek yeme sevdası ve bunu dile getirme ihtiyacı çıktı. Tumblar'da üç gönderiden biri bu konuyla alakalı.( kafadan atılarak yazılmıştır.) Şimdi şunu bir açıklığa kavuşturalım. Bu kızın bu tür konuşmalar yapmasının sebebi kilosu yüzünden eleştirilmesi ve rol verilmeyeceği söylenmesiydi ama şimdi Oscar'ı var cart curt, kilonun önemsiz olduğunu söylüyor ki bunu zaten Kate Winslet'cığım da göstermişti senelerdir. Olay sadece üslupta. Kız komik, kendini sevdirdi, mesajını verdi ve bitti. Diğerlerinin bu tür konuşmalarını samimieytten kilometrelerce uzak buluyorum. Yemek yemekten zevk almak tabii ki de güzel birşey, hele benim gibi sadece doymak için yiyen biri bu olguya bazen saygıyla bazen gereksiz bakıyor. amma ve lakin (bu uzun paragrafın özeti olarak) tıka basa yemenin, sırf yemek yemek için yemenin hiç bir insani yönü ve desteklenecek bir tarafı yok. Zayıflamak ile kafayı bozmanın bir alemi yok ama fazla yağın var diye böbürlenmenin hiç bir hiç ama HİÇ bir anlamı yok. Ayıp.

*Bundan ikinci defa bahsetmem gösteriyor ki bu konu beni çok rahatsız ediyor.

*Ehliyetimde resmimin üzerine gelen şeffaf kabartmalı damga sayesinde Hayko Cepkin'in kız versiyonu gibi gözüküyorum. Sol tarafı kapatınca sarışın asyalı gibiyim. Fotoyu görünce babamla koptuk annem çok alındı. "Ne cürretle..."diye başlayan söylevini şahsen kendim gülerek sonlandırdım.

*Evim olsa salon kurmam. Çok ciddiyim. Salonları da kaldıralım artık. Salonlara son.

*Çalıştığım okulun kütüphanesinde Felsefe bölümüne geçtim. Kütüphanenin en düzgün rafıydı.

*Moralim bozulunca canım Pringles çekiyor. Resmen iki, üç sene öncesinin koşullandırılması hala devam ediyor. Bir dönem sürekli Pringles yiyordum ve hayatımın bol çalkantılı dönemiydi. Finallerde ayağımı burkmuştum ahahaha, hatırladıkça nasıl içimde güller açıyor. Beynim acıyı pringles ile dindirebileceğimi sanıyor hala. Çok acı verici. İki ucu boklu değnek gördüğünüz gibi.

*Evimizin koridorunun başında durunca bütün odalar gözüküyor. Kendimi illüminatinin gören güzü gibi hissediyorum.

*Popüler kültür yerin dibine batsın.



Hiç yorum yok: