29 Ocak 2014 Çarşamba

Kursak


*Her zamanki gibi en büyük güdüm öfke ile karşınızdayım sayın gerçek ve hayali okuyucular.

*İlk olarak hala vınn ile yazıyorum çünkü çok sevgili kablosuz ağımızın hattı daha açılmadı, bir insanın hevesi içinde nasıl kombo şekilde patlar bunu bu hafta bizzat yaşadım. Yaşasın kombolar ve aduketler, Finish her'ler.

*Street Fighter'dan Mortal Combat'a geçiş biraz sert oldu ama idare ederiz sanırım.

*İkinci olarak kan bağı olsun olmasın godoşluk herkeste bir nebze mevcut bulunmakta.Daha görmediyseniz içinde karanlık bir  mağarada uyuyor demektir, olmadığı anlamına gelmez. Hiç beklemediğiniz bir insanda godoşluk belirtileri (bakınız, moronluk, nöronlar arası aşarı uzaklık, kendini bilmezlik, burnu havadalık ve hepbencilik) görürseniz çok şaşırmayın. Şaşırırsanız hatalı yine siz olursunuz. Bu uzun paragraftan anladığınız üzere benim minik elflerim iş üzerindeyken hiç beklemediğim biri küfür yumağımı harekete geçirdi. Size yaşanmışlık sunuyorum ama sefil insanoğluyuz işte, illa canımız yanacak, o zaman öğreniyoruz. We do need education darling!!!  All in all we are just a piece of shit. Bakınız; şarkı göndermesi, Bakınız2, google translate,olmadı tureng.

*Üçüncü  vardı da şimdi o uzun paragrafı yazarken unuttum ki hatırladım. Konu yine aynı yere gelecek ama içimde sindiremediğim için herhalde, ne zaman görsem hortlayan bir mevzubahis (tdk'dan baksam da sanırım yanlış kullandım) Hiçbir değeri ve iyi özelliği olmayan bir kitabı hangi kafa över ya? Hangi KAFA ÖVER??? BUNU ÖVENLER DAHA ÖNCE KİTAP OKUMAMIŞ MI?KİTAP? Bu bana bir şeyi tekrar tekrar gösteriyor; arkadaş dediğin cidden acı konuşurmuş gençler. Sürekli tatlı konuşan Göt Yalayıcı oluyormuş. Ne mesudum ki etrafımda böyle insanlar yok. Çok kıvançlıyım. Size de gerçekleri yüzünüze kombolar halinde gönderen, hiç çekinmeden aduket çeken ve gözlerinizin içine bakarak FINISH HER/HIM diyen arkadaşlar tavsiye ederim. En sevilesi onlar.

*Kültürünüze kültür katmak için:   http://www.mevzubahis.com.tr/

*Ve muhteşem Google insanı ile kapanışı yapıyoruz.




27 Ocak 2014 Pazartesi

The End




*Bu gönderi bir veda niteliğinde.

*Tüm gözyaşlarınızı kendinize saklayın.

*Sona geldik.Buraya kadar imiş.

*Vınn'a elveda. Artık çekim gücü, bağlantı hataları ve yeşil-mavi ışıklar ile dolu olan hayatım sona eriyor.

* Vınn ileson kez yazıyorum.

*Elveda vıın.Beş senelik birlikteliğimizin sonuna geldik.

MOHMOHMOH.

AHAHAHAHAHHAHAHAHHA.

26 Ocak 2014 Pazar

Piss off!!!


*Hormonlara garez besliyorum.

*Zamanın göreceli olmasından da nefret ediyorum.

*İnternet bağımlılığına da lanet olsun.

*Günleri geçirmek için çalışmak ve tüketmek de itin götüne girsin.

*Bir türlü doymayan sevgi açlığımız da gebersin gitsin artık.

* Bastırılmış tüm öfkem ve duygularım da birilerinin götünde patlasın.

*Yarım kalan bütün planların ve ne kadar bekleseniz de gelmeyen günlerin de ebesini öpeyim.





22 Ocak 2014 Çarşamba

18 Ocak 2014 Cumartesi

TRINITY 2

* ".....Labirent.Sanki tepenin altında büyük bir şehir var gibi.Altınla, eski kahramanların kılıçlarıyla, eski taçlarla,kemiklerle,yıllarla ve sessizlikle dolu."
"Eee, sen de bunların hepsinin efendisisin.Sessizliğin ve karanlığın."

*Karanlık,açık gözler üzerine,ıslak bi keçeymişçesine baskı yapıyordu.

*Arha, Kossil'e emretmeyi bir türlü öğrenememişti.Bunu yapmaya hakkı vardı ama gücü yoktu.

*Tavşan, yeşil çayırlarda ölürken çığlık atar.

*Ormanlar, şehirler, adamların gönülleri hakkında birşey bilmiyordu.

*Acı acı ağladı çünkü özgürdü.Öğrenmeye başladığı şey aslında özgürlüğün yüküydü.Özgürlük ağır bir yüktür, ruhun yüklenmesi gereken büyük ve garip bir sorumluluk.Kolay değildir.Verilen bir armağan değil, yapılan bir seçimdir,bu seçim de zor bir seçim olabilir.Yol yukarıya,ışığa doğru çıkar ama yüklü yolcu oraya hiçbir zaman varamayabilir.

(En sevdiğim yazar, en sevdiğim kitap ve en sevdiğim ana kadın karakter bu kitapta. Kitap bitince oturup ağlayacaktım.)



*Bir akşam kadar derin gözleri olan sakin sesli bir adam.

*"Enlan'da"dedi Arren, "öğretmeni taştan olan çocuğun hikayesini anlatırlar."
"Öyle mi?Ne öğrenmiş peki?"
"Soru sormamayı."

*Ölüm ve yaşam aynı şeydir-aynı bir elin iki yüzü gibi,avucun içi ve elin tersi gibi. Ama yine de avuç içi ve elinin tersi aynı şey değildir.

*"Annen ölmedi."
"Ama ölecek!Ölecek!"
"Öyle.Bu yaşıyor olmanın bir sonucu."dedi büyücü.





*Dünyada bu kadar çok boş olduğu yer olduğu halde, var olabileceğin, sana fazlasıyla yetecek ufacık bir yer bile bulamazsın.

*Uyanıkken hayalgücünü bir şekilde bastırabilirsin.Ama rüyları bastırabilmen mümkün olmaz.

*Senden istenen işin sana uygun olup olmadığını hiç kimse aklının ucundan bile geçirmez.

*Ay, beyaz ve parlaktı; güneş olmasa gökyüzüne asılmış bir kaya parçasından başka birşey değildi aslında.

*Başına buyruk tezler, içi boş laflar, dağınık ideolojiler, kalıplaşmış sistemler.Beni gerçekten korkutan böyle şeyler işte.

*Bomboşum.Bunu yeni anladım.Ben içinde tek bir kitap bile olmayan kütüphane gibiyim.

*Herkes yüce,dahi olursa sıkıntı yaratır.Birilerinin etrafı kolaçan edip gerçek meseleleri halletmesi lazım.

*Hepimizin böyle çöküp gitmesi, dünyanın kurgusunun çöküş ve yitim üzerine kurulu olmasından.

*Gözlerimi kapatıp içimi görmeye çalıştım.Orayı kaplayan karanlık dağınık ve pütür pütürdü.

(Böyle çok alıntı yaptığıma bakmayın.Sevmedim kitabı.)

17 Ocak 2014 Cuma

ADUKET VE ŞAHSİ MİM



*En yeni çıkan gribe yakalanarak ne kadar trendish olduğumu bir kez daha kanıtladım. Bunu farklı bir söyleniş tarzı ise kendimi her türlü update edebiliyorum. Buyurun; yeni grip.

*Bazen hiç beklemediğim insanlar toplum içinde sümkürebiliyor. 1.60 boylarında bir bayan, minnacık bedeni var, yüzü avuç kadar, beyaz yüzünde mavi gözleri kocaman,kirpikleri sürdüğü rimel ile upuzun .Burnu tıkalı olduğu içinn zaten dudaklar hep aralık. Bir narinlik ve naiflik akıyor üstünden.Sonra peçetesini çıkarıyor ve 70 yaşında dede gibi çok içten sümkürebiliyor ve bir kere bile etrafı kolaçan etmiyor bunun için. Sonra eyeliner'ını düzeltiyor, toplantıya çıkmadan önce parlatıcısını sürüyor, odadan çıkmadan önce son bir kez daha sümkürmeyi unutmuyor.

*Sonra diyorum ki" Vay anasını, demek bir rimel tüm mukuslara bedelmiş."

* Öğrencileri susturmak için yeni tehdit methodları geliştirdim; Susun yoksa suratınıza hapşırırım. Böyle devam ederseniz yüzünüze öksürcem vb. Şu ana kadar uygulamaya geçmediğim için sonuçları size sonra söylerim.

*Şu 22 yıllık hayatımda arkadaşlıklarla ilgili başka ne öğrenebilirim ki derken bugün çok net başka birşey daha öğrendim. Uzun veya kısa süre fark etmez, aynı beğenilere sahip olmak sizi arkadaş yapmaz. Bu çıkar ilişkisidir, benim esprilerime gülüyor diye benimle takılan insan gerçekten de aradaş değilmiş. Gönlünü hoş tutmaya, birlikte geçirmemiz gerek zamanı sıkılmadan geçirmeye çalışıyormuş. Vay anasını,dedim yahu. Vay göte bak, dedim, godoş dedim. Bundan sonra alırsın dedim middle finger diyarını. 

*Bazen bilgisayarda pencereleri kapatırken çarpı işaretine geldiğim vakit "Tamam,şimdi siktir git."deyip öyle kapatıyorum. Bunu neden yapıyorum,bilmiyorum. Genetik de olabilir. Annem kanal değiştirmeden önce TV'de kim varsa ona "bi sus" deyip öyle kapatıyor.

*Bu arada atlamamam gereken bir anı: Telefon çaldı ve annem telefona uzandı, ekrana bakar bakmaz tek nefeste bir kelime fırlattı havaya "HOBBİT".                                                          (arayan babamdı)




MİM

Kendim hazırlıyorum ve halka sunuyorum efendim. Buyurun.

1. Şimdiye kadar okuduğunuz kitaplardaki en gerçekçi ikili ilişki hangi kitapta ve kimler arasında oldu?

2. Kitaplarda hangi tür insan tipinin daha çok yer almasını istersiniz?

3. Hangi iki kitap türünü birbirine karıştırmak istersiniz? ( bilimkurgu-polisiye vb.)

4.Kitaplarda ana karakteri en gerçekçi kılan ve onu sevdiren özellik nedir?

5.Betimlemeler ne derece önemlidir?

Çok hoppa bir mim yapacağımı sanmışsanız yanıldınız.  Kısa ve ciddi bir mim, daha uzun yapmak isterdim ama bu kadar çıktı anca. 

Bu mimi Simgee'ye, Taritiwele'ye, Cyborg'a ,  Antivenom'a ve Nevrotik, ve hala buralarda ise Şizofren Ninja'ya gönderiyorum.

(Beyazlar link.)

Sanırım blog'un şemalini değiştircem yakında.

11 Ocak 2014 Cumartesi

Koşullanmalar ve koşullanmalar


*Çok eski tanıdık kendini öyle boş işlere adadı ki gözlerimi yolmak istiyorum. Göz nasıl youlunur ki diye düşünmeyin arkadaşlar. Damarlardan çekip koparınca yolmak oluyor. Yolasım var yani.

*Artistlik olsun diye dandik görünüşlü eski telefon modelinde bir süs eşyası aldım. Dedim, baktıkça kendi kendime şişineyim. Evde eşyanın kıçına başına bakarken arkadaki deliği keşfettim, ve aslında bu eski moda telefonun kumbara olduğunu fark ettim. Kendimi farkında olmadan götten bir dilemmaya soktum. Para biriktirmek için para harcadım. Umarım zamanla kar etmeye başlar, bu dilemmadan kurtulurum.

*Sanırım dilemma kelimesini yanlış şekilde kullandım.Bu şekilde bırakacağım. Ders olsun herkese, ben kendimi feda ederim.

*Düşün şimdi bir, canın sıkılıyor, diyorsun ki " ineyim de bir çarşıyı gezeyim" (dağ başında oturuyoruz çünkü biz) çarşıyı geziyorsun ve daha çok sıkılarak eve dönüyorsun. Mümkün mü?Mümkün. Birinci elden defalarca yaşadım.

* Kimleri örnek aldığımız çok önemli.

*Bu arada, canım çarşıda daha çok sıkıldı diye Pringles aldım. Bu koşullanmayı yıkmam gerek.

*Bazen sokaktaki insanla haşır neşir olabiliyorum.. Karşılıklı yürüyoruz, elinde sigara var, kafasını kımıldatmadan sigarayı uzaklara atıveriyor, sigaranın uçuşunu ve yere konuşunu izliyorum. Bana bakmayan 'insan'a gözlerimi dikiyorum. "Götüne girsin."diyorum. Yoluma devam ediyorum.

*Noktaları minumum düzeye indirdiğimi fark ettim şuan. Günler peşi sıra giderken cümlelerim de virgüllerimle art arda düşmüş çok mu sayın gerçek ve hayali okuyucularım?

*Alın size azcık karamsar paragraf. Bazen boşluğa bakıp düşününce hiç bir anlam göremiyorum. Yazamıyorum da şimdi. İyice sulanmış beynim. Düşenmeye vakit ayırdığımda da ise sadece anlamsızlığı ve godoşluğu görüyorum. Küçücük bir hayvanı canlı canlı yüzüp bedenlerini üst üste yığan insan evlatları ile aynı dünyada yaşamak istemiyorum.  Her zaman dediğin gibi, lütfen üremeyi durduralım. Çünkü varlıklarımız da çoğunlukla değersiz ve anlamsız. Birden olayın dinsel açıdan boyutu geldi ama burada bitiriyorum konuyu.

* Pipet Dostu Tumblr'ımı beğenince yatağımda mutluluktan kaç defa döndüm hatırlamıyorum. Tüm hayatım bilişim ortamlarındaki hesaplarım değil tabii ki, önemli olan burada Pipet Dostu tarafından olumlu eleştiri almak. Bu, uçan kuş kadar değerli.

*http://parantezadam.tumblr.com/  buyrun güle güle kullanın.

* Artık öyle bir hale geliyor ki insan sessizliğin çeşidi olduğunu ve karşıdaki insanın hangi sessizliği yaşadığını bilebiliyor.

*Cümlelerimi kontrol edip düzeltmesem hepinizin içindeki minik elfler nereye kaçışacağını bilemezdi.

*Öğrencilere aşıladığım kesin bir şey varsa o da çok kaliteli laflar sokmak. Öğrencilerin bana kattığı ikinci kesin şey muhteşem laf sokmak, birincisi ise cinnet.

* Bu da tüm moronlara gelsin.




(Bir gün çıkıp da bana sakın, sen tıbbi açıdan kanıtlanmış bir olguyu nasıl böyle küçümsersin derse biri, ona da aynı cevabı veriyorum; MORON.)

10 Ocak 2014 Cuma



"Look at her " dedi portre. "She was so lonely that she had to hold her own hands."
Parantez Adam'ın gözleri portredeki kadının ellerine kaydı, aynı bedene ait ama birbirinin zıttı iki ele.

.

5 Ocak 2014 Pazar

system addict

* Bir başlayabilsem çok pis yazacağım.

* Dedim ki, ben oto-kontrolü olan biri değilim, biri bana emir vermeli spor yaparken, başımda durmalı. Ebru Şallı ile pilatese başladım sevgili gerçek ve hayali okuyucularım.

*Pilatesin ısınma hareketlerinde yorularak ne kadar sağlıklı bir Türk genci olduğumu bir kez daha kanıtlamış bulundum. Koridorda dolanarak bana bakıp gülerek geçen annem şahit.

*Çok sevgili çekirdek kadroma bir yenisi daha katıldı. Bayan Taritiwele; minnak selamlar söylüyorum sana da buradan. Bu cümleyi okuyan sevgili çekirdek kadrom hayatın monotonluğunda birbirimizi kaybetmeyelim derim.

*Otuz yaşında bir kişinin de arkadaş etkisinde kalabileceğini gördüm. Tüm kariyerini ve yaşam biçimini daha bir iki aydır tanıdığın pohpohlaması ile değiştirecek. Bana ne kadar absürt geldiğini şuan ifade edemesem de umarım ne hissettiğimi anlamışsınızdır.

*Hayatımda sadece iki şeye bağımlı oldum, Sims ve internet. Bu döngü değişmiyor. YİNE internet bağımlısı oldum, nalet olsun Tumblr sana, no no no I love you so much T.T

*Dışarıdan birinin çektiği sinir strest, nöron eksikliğinin ucu bir şekilde bana ulaşınca bir kez daha ada satın almanın ne kadar iyi bir fikir olduğunu hatırlıyorum. Telefon ve internet bağlantısı da olmayacak. İnsanlık geriye dönüyorsa ben de dönmek istiyorum lan, alın benden teknolojiyi. Sıcak su, ısıtma sistemi ve ışık hariç, kalsın onlar, onlar lazım.

*Bazen hem cinsimin sohbet konularına kulak misafiri oluyorum ve midemden yükselerek yanaklarımı dolduran bir tiksinti hissediyorum. eminim ki bu karşı cinsi dinlediğimde de olacak.

*Laf duyacağım diye milletin ağzına bakmıyorum tabii ki. Bunların hepsi gözlem.

*Dün, 7 ay önce çekilmiş bir videoyu izledim, etrafımdaki insanların saçma bir espriye güldüğünü görünce çok üzüldüm, yazık dedim, atmosfer bu gereksiz ve çığırtkan kahkahaları kaldıramayacak artık. Kusarsa evren bir bu kahkahalardan bir de öğrencilerin yaptığı "seneye görüşürüz" esprilerinden kusacak.

* "Seneye görüşürüz." cümlelerine maruz kaldım. Üstünden birkaç gün geçti, sınıfa girdim, "Hocam sizi çok özledik. Uzun zamandır görmüyoruz sizi."dediler. Anlam veremez (bön) bir şekilde baktım onlara. "En son geçen sene görüşmüştük hocam."dediler. Meğer level atlamışlar, fark edemedim ben. ahahaha.

*Klavyedeki Home ve End tuşları ne kadar değerli bilemezsiniz, lütfen bilin. Takdiri hak ediyorlar.

*Yine dün, blogumda ilk gönderiye teker teker dönmek için kendimle iddiaya girdim, tabii ki kaybettim ama yazın sıcağında daha ironik ve sarkastikmişim. Formumdan düştüğümü fark edince üzüldüm.

*Cuma akşamından kararlaştırdığım üzere cumartesi günü 7.30 da kalkacak, gözlerimi karanlık odama açacak ve sonra tekrar kapatıp öğlene kadar uyuyacaktım ama 8.15de uyandım ve bir daha uyuyamadım. Aahahaha, biyolojik saatim.

*Öğrencilerin sınav kağıtlarını okumak onların günlüklerini okumak kadar heyecanlı ve eğlenceli. çok eğleniyom.

*Yeterince canım sıkılmış olsa çok pis yazağım ama şuan internetin açık olması bile beni mutlu ediyor. O derece bağımlı oldum.

*bye.