28 Nisan 2014 Pazartesi

Bayanlar ve genç kızlar


*Tek başıma sosyalleşmenin muhtemel olduğunu düşündüm gerçek ve hayali okuyucularım ve her zamanki gibi yanıldım. Ama ne kadar yanlış yaparsam o kadar bilgilenirim diye kendimi avutuyorum.

*Yalnız sinemaya giderim ve eğlenceden kendimden geçerim dedim ve 1.30'da başlayan filme iki saat önceden giderek zamanlama yeteneğimi kullandım. Zaman geçsin diye mağazalarda hayatımın bir kısmını çarçur ederken yoruldum ve yarım saat öncesinden salona girdim.

*Gittiğim film UYUMSUZ/DIVENGERT idi. Kitabını okumak isteyip kimseden araklayamayınca vazgeçtiğimden filmine gitmeye karar verdim. Bir kez daha boylu postlu, ele avuca gelen bir bayan baş rolde idi ki bence çok hoş.

*Filmde belki de en çok hoşuma giden olay bu elemanların ait olduğu yerdeki kişilerin mohank tarzı saçlara sahip olması, piercing kullanmaları ve dövmelerle kaplı olmalarıydı. Yoksa cesurlarmış, toplumu koruyorlarmış, insan gibi inmek yerine trene atlayıp zıplıyorlarmış pek etkilemedi beni. Şekilci olduğum için dış görünüşte kaldım ben.

*Şunu da eklemek isterim ki Tris'in dövmesi beni benden aldı gerçekten. Yazarın soyisminde yaptığı oyunu fark etmek de elde değil. Prior. Beni rahatsız eden bu oldu sanıırm.

*Tam konuyu anlatmamakla birlikte, çünkü çok fena spoirler veresim var, Açlık Oyunları'nı anımsatan bir alt yapı vardı bu dünyada. Kızımız diğerlerinden bir adım önde tıpkı Katniss'in olduğu gibi (ne kadar mıntıkaların en eziği olarak gösterilmiş olsa bile) Bu avantajı onun aynı zamanda dezavantajı olsa da onu diğerlerinden ayıran bir özellik ve onu "özel" kılan da bu.

*Savunmasızları ezen bir sistemin içinden cesur bir kızımız var, kendisi zeki, atılgan ve ne hikmetse sistemi yönetenlere gayet yakın. Tris kızımız dövüşmeyi, silah kullanmayı ve çakallık yapmayı öğreniyor çünkü kendisi Dauntless'ı seçiyor, bunları öğrenmesi zorunlu.


*Bunları öğrendiği için ve kendisi doğuştan gelen ve onu bir adım önde kılan (Prior) özelliği sayesinde diğerlerinin arasından sıyrılıp ezen sistemin bedenlenmiş hali ile savaşabiliyor. Onu köşeye sıkıştıranlara dirsek atıyor, alınlarının ortasından vuruyor. Ve birden direnişin yüzü oluveriyor. Karakter özelliklerini saymıyorum burada, çünkü pek gerçekçi değildi benim için.

*Eğer kendini savunan, ezdirmeyen, hatta koca bir sistemle başa çıkan bir bayan karakterin yapması gereken tekme atıp milleti diz kapağından vurmaksa ben yokum bu işte. Bunların altından kalkmak da bir başarı ama olması gereken bu değil. Bizim kızımız Cesaret'i değil, Zeka'yı seçmeliydi ve kendi aklıyla aşmalıydı o durumu.

*Ben istiyorum ki bize belirgin bir özelliği olmayan, basit bir yaşamı ve karakteri olan bir bayanın, varlığıyla yokluğu bir olduğu halde sistem ve toplum karşısında hem fiziksel hem de psikolojik olarak nasıl sağlam durduğunu göstersinler. Çünkü çoğumuz bu paragraftaki bayanız ve uçan tekme atmak bizi pek bir yere getirmez.

*Dersen ki ben silah kullanmayı öğrencem suikastçı olcam, o da senin bileceğin iş bebek.

*Haberlerde gördüm ki petshoplara sınırlama getireceklermiş, gerçekten sevindim buna.Kim yer almışsa bunun içinde çok teşekkür ediyorum. Dilerim ki toptan kapatılır.

*Dövüş sanatları desek de bunlar ruh dengesini ve dinginliğini sağlayabilmek için var, bu konuya çok takıldım, artık gidiyorum.

20 Nisan 2014 Pazar

News.


*Haberlerde bir kere de zeki insanları görelim istyorum sevgili gerçek ve hayali okuyucularım. Ne olur ki bir kere  örnek alınacak bir şahsiyet gözümüze sokulsa, hazine peşinde koşup daracık deliklerde sıkışan ve üzerinden yıllar geçmiş olmasına rağmen bu kadar gelişmiş ülkenin elemanları gemileri batırarak hala nasıl Titanic'in aynısını yaşatabildiklerini göstermese.

*Tipimden dolayı "spiritüelliğim"  ve insanlarla arama minumum fiziksel temas koyuşum her zaman batacak sanırım. Adımı söylediğim anda utunacak adamın/kadının neden elini sıkayım?  Bu gereksiz dokunuşlardan vazgeçebilir miyiz lütfen? Bir bağ kurduktan sonra tenlerimiz değsin birbirimize.

*Ergen öğrencilerim olsa şimdi burada, yukarıdaki cümleyi nasıl yorumlarlardı biliyoruz. Bu arada hormonlarının en yüksek olduğu bu bahar aylarında bir gram olgunluğa muhtaç kaldığım bir gerçek.

*Bu arada, insanı hayrete düşürecek kadar berbat şarkılarla karşılaştım bugün. Hala, düşündükçe anlam veremiyorum.

*Nedense ben yağmur yağınca mutlu olanlara sinirlenmeye başladım. Çiçekleri koparıp kopaıp orasına burasına sokuşturanlara, hele hele, özel günlerde buket satın alanlara fazlasıyla kıl oluyorum. Doğa sizin estetik güzelliğiniz için yok. Her türlü ot toprağa aittir.

*Uzun bir süre sonra kuaföre gidince oradaki atmosfere maruz kalmak beni birazcık iğrendirdi. Kendisinden istemeyen bir parça ayrılırken (saç,renk, tırnak vs.) bu sohbet etme dürtüsüne hiçbir anlam veremeyeceğim. Saçıma dokunulmasından pek de hoşnut kalmadığım, kurutulurken ise hiç hoşnut kalmadığım zamanlarda ben kaybettiğim saçlarımın yasını tutarak sessiz kalır ve saçımı kesen kişinin canını sıkarım. Her seferinde somurturum, ayrıca gözlük takmadığım için her kesimin sonucu benim için bir nevi süpriz olur. Ben kuaförde gerginim,konuşmam.

*Sosyetik kişileri çocukların yanında görünce endişeye kapılıyorum.



*Son okuduğum Ursula kitabında (Tehanu, ki sağolsun Somay bey kitaptaki en önemli şeyi bize söylemişti)büyük hayal kırıklığına uğradım. Tenar'ımın yaşlanması koymadı ama bu kadar yumuşak kalpli, gergin ve "Ay,bu elbise çok güzel oldu."lu cümleleri beni kahretti. Kitapta  feminist eleştiriler vardı ve bu eleştirilerin yapılabilmesi için de Tenar'ın kitapta Ursula'nın yazdığı gibi davranması gerekiyordu ancak ve ancak ben soğukkanlı ve pek acmasız Tenar'ı/Arha'yı çok daha fazla sevmiştim. Tenar benim için hep siyah giyseleri içinde milletin ağzına sıçan yutulmuş rahibe olarak kalacak.

13 Nisan 2014 Pazar

HUZUR

*Fakat bizim memlekette aranan kaybolur.

*Garip bir tiksinme içindeydi.Bu güneş gözlerine batıyor, paylaşamadığı bu neşe onu rahatsız ediyordu.Çok karanlık, çok siyah, sessiz bir yer istiyordu.

*........çocukların güneşte kırılmış ayna gibi insana batan berrak çığlıklarla gülüp....

*Darlık,ıstırap sandığımız gibi az bulunur şeyler değildir, hele siz hayatınızdan bir kere soyunun; biz size ümitsizliğin her çeşidini bulmaya hazırız!

*Bu haliyle daha ziyade bir kabusu, yarım doğmuş bir fikri andırıyordu.

*........ölümün mü, hayatın mı çocuğuyuz?Bu saatti hangisi kuruyor, mevsimlerin eli mi, mutlak karanlığın parmağı mı?

*Yıldızlar aya karşı rüzgarların dağıttığı nisan çiçekleri gibi bir renk ve ateş kıvılcımında dağılırlar.

*İğrenç....İğrenç diyordu.Her şey iğrençti. İnsanlar arasında temiz, rahat hiçbir şey İnsanoğlu saadetin düşmanıydı.Onu nerede görse, nerede hissetse oraya hücum ederdi.

*Hayat, çok defa bir şeye asılmakla kabildir. Genç adam bu anda bu mucizeli bağlanışı hiçbir yerde bulamıyordu.

*Yeniye başından itibaren bizim olmadığı için şüphe ile, eskiye eski olduğu için işe yaramaz gözüyle bakıyoruz.

*Bir takım mekteplerimiz var, birçok şeyler öğretiyoruz. Fakat hep eksik olan bir memur kadrosunu doldurmak için çalşıyoruz.Bu kadro dolduğu gün ne yapacağız?Çocuklarımızı muayyen yaşlara kadar okutmayı adet edindik.Bu çok güzel birşey.Fakat günün birinde bu mektepler sadece işsiz adam çıkaracak, bir yığın yarı münevver hayatı kaplayacak.

*En iyi arzulardan bile bir yığın manasız üzüntü doğardı.

*Herkes az çok bir veya birkaç insan yüzünden kötüdür.

*Herkes kendinin mezarıdır.

*İnsan kanla hür olmaz.

*İlerlemiş saatin, sessizliğin, hazdan yorgun düşmüş sinirlerin yalnızlığını daha koyu, daha tahammül edilemez yaptığı bu dönüşlerde....

*Istırabın içinden geçeriz.Tıpkı çalılık, taşlık bir yolda yürür, bir bataktan kurtulmaya çalışır gibi ondan sıyrılmaya çalışırız. Fakat saadeti bir yük gibi taşırız ve birgün farkında olmadan yolun bir ucunda, bir köşeye bırakıveririz.

*Hepsi bir medeniyet çöküntüsünün yetimleridir.

*Madem ki o benim için her şeydir, o halde kainatımla ona taşınacağım!

7 Nisan 2014 Pazartesi

NOT HEDIE


*Mizacı somurtuk tüm okuyucularıma selam olsun.Her zamanki gibi yazma isteğimi nette sürterek harcadığım için kendimi kutluyorum. Gelelim bir önceki gönderim ile şimdiki arasındaki zamanda neler  küfür yumağıma yem olmuş, neler Middle Finger Diyarı'nı yollamış, neler minik elflerim ile coşup oynamış.

* "Kendini sev."olayında iç organları unuttuğumuzu fark ettim. Ben kendimde en çok bağırsaklarımı seviyorum. En çok anlaşabilidiğim ve tutarlı organım o. Sizi bilmem ama benim favorim bağırsak.

* Hala daha üzgün olduğumda kendimi cipslere vurmamam gerektiğini öğrenemedim.

*Okul servisi değişti ve bir öncekiden biraz farklı. Koltuklar daha var ve bu seferkinin kornası daha kalın sesli. Ne hikmetse kornayı hiç kullanmayan okul servisçimiz bu aralar sürekli korna kullanır oldu. Sanırım adam maskulenliğini servisin kalın sesli kornasında buldu.

*Yine yolda "Acaba şu yükseklikten yuvarlaksak ilk kim ölür? Arabanın altında kalsam sürünerek çıkabilir miyim?Vay godoş, sinyal vermeden solladı."gibi bilinç akışımın arasında fark ettim ki iki kişinin fikirleri birbirinden farklı olduğunda nedense sinirleniyoruz. Tarihte süregelen bir olay ve hepimiz yaşıyoruz ama ne kadar saçma olduğunu ilk defa bu kadar kapsamlı fark ettim. Amma moronuz biz yahu.

*Hala daha "O kadar  pilav ve tatlı ile nasıl kilo almıyorsun?"diyorlar. Sinirden iliğim eriyor neyden bahsediyorsun yahu?

*Somurtmanın doğal bir hak olduğunu düşünüyorum. Eğer moralim bozuksa somurtmayı bir lüks olarak görüyorum. Her gün yüzüme bakan insanların bunu tersine çevirmemi beklemesini de çok bencilce buluyorum. Kendi dertlerini bana yüklerlerken benim sormutmam ki benim yüzüm doğuştan asık bir kere belli kişilerin yanında değilsem, hedie gibi sıçrayarak koşmamı beklemeleri çok saçma. Etrafındakileri sürekli mutlu hissettirmeye çalışmak "benim moralimin içine etme şimdi, seninle uğraşama"demek. Artık tek başımıza hüznü yüklenmeyi öğrenmemiz lazım. Tabii ki en yakınlarımla dertleşirim ama onun bunun cefasını çekemiyorum ben artık. Bir de yalan yere kendilerine dert çıkartanlardan delice kaçıyorum. Hepimizin bir köşesi olsun, herkes kendi köşesinde ağlasın rahatsız edilmeden veya birilerinin gönüllü eşliği ile.

*İlk defa netten kitap siparişi verdim. İlk defa kitaplar bana gelecek.

*Kafayı Ay Savaşçıları ile bozdum. Düzgün tişört basan bir yer buldum mu kendime Ay Savaşçısı kreasyonu yapacam.
Cosplay | via Tumblr on We Heart It.

* "all i want is attention but only from certain people" Tumblr'dan yürüttüğüm bu cümle insan ilişkilerimin en iyi özeti.