21 Haziran 2014 Cumartesi

I am a slayer.


*Sivrisiniek sezonunu dün açmamla birikte bugün öcümü almam bir oldu. Dün beni garif avlayan sineği bugün elimle havada yakalayıp parmaklarımın arasında ezerek öldürdüm. İçimde gizli saklı bulunan vahşiliğimi en narin gözüken ama muhtemelen beni nalet bir hastalık ile öldürebilecek bir böcekten çıkarıyorum.

*Türkçe Ales çözmek bende bağımlılık oldu. Kitap okmak yerine paragraf soruları çözüp ilerle "yazacağım" kitaplarda kullanabileceğim bilgileri biriktiriyorum.

*Bu arada hedefime ulaşamadığım için kendimi çok kutluyorum, içimde parti veriyorum. Yazmak yerine malak gibi yattığım için uyuşukluk dalında yılın en iyi çıkışı ödülünü alabilirim.

*Artık yeşil alan görünce sevinç duymak yerine üzülüyorum çünkü elimde olmadan "Burayı da yıkıp yerine birşey inşa ederler 10-20 yıl içinde."diye düşünüyorum. Mesela şuan oturduğumuz yer ben çocukken hep otluktu, şimdi mahalle oldu. Herşey zamanla yavaşça ve fark etmeden oluyor. Şimdiki yeşillikler de gidecek işte, üzülüyorum çok.

* Dünyadaki tüm su kaynakları kurusa ve artık sidik bile üretemeyecek duruma gelip de gözlerimizi oyup onları içmeye çalışsak bana kimsenin saldırmayacağını düşünüyorum. Kendime yetecek gözyaşını bile üretemiyorum. (Gözlerim kurudu demektense böyle distopik bi dünya ile harmanlayayım sorunumu dedim, kötü mü yaptım, lütfen, ben sizi düşünüyorum)

*Normalde daha kaliteli ve daha akışkan yazdığımı biliyorum, şuan çok sıkıve oldukça bağıyı gitse de yazı devam edeceğim çünkü kendimi terk edilmiş hissediyorum ve acımı bir yerden çıkarmam gerek.

*Şiir yazabilseydim bence çok pis şiir yazardım ben ama yazamıyorum işte. Keşke yazabilseydim, bir de sesim güzel olsaydı tam olurdu ama olmuyor işte.

*Yemekten şikayet eden insanı pek sevmiyorum pek. Yani sevmediğin yemek olabilir, tercih etmediğin, o yemeği yemektense aç kalmayı yeğlediğin yemekler olabilir ama bu tavrın yüzünde bir gün ales sözel mantık sorularına malzeme olabilirsin ve ben kaldığım yurda düşebilirsin. Orda yapılmayan her yemek yenebilir arkadaşlar, şikayet etmeyin yemeklerinizden. Zaten doymak için yiyorsun, gereken enerjiyi aldıktan sonra baharatıymış, havucuymuş boş işler bunlar.

*Geçen perşembe,sabahın beşinde uyandığımda ve etrafı kırmızı bir karanlık içerisinde bulduğumda saatin kaç olduğuna anlam veremeyip beş numara bozuk gözlerimle kol saatime baktım ve saatin beş olduğunu gördüm. Beşte bu karanlık ve kızıllık yüzünden çok tırstım ve yastığıma sarılığ bir zelzele olmasını bekledim ama birşey olmadı çok şükür. Bir saat komşunun çamaşır makinesini dinleyip bitince uyudum tekrardan.

*Bu arada Dedektif Kurukafanın son kitap kapağı yayınlandı. Buyurun işte burada.

*Yedinci kitabı alcağıma altı buçuğuncu kitabı alınca çok üzülmüştüm. Tam bir hayalkırıklığıydı. Yedinci kitap çevrilse de bitse bu seri de.

*Morganville vampirde mantık hataları bulmak benim büyüdüğümün bir kanıtıydı, yine de seviyorum o kitapları. Mrynin yeter be.

*Kardeşim bana Rocky göndermesi yaptı ve ben anlamadım.ÜhühühühT.T


Hiç yorum yok: