30 Eylül 2014 Salı

DİŞİ ADAM - Johanna Russ


*Çığlık atsanız insanlar melodramatik olduğunuzu düşünür; boyun eğseniz mazoşistsinizdir; adama hakaret etseniz fahişesinizdir. Bir tekme atın o da sizi öldürsün.

*Kendi pembe kitabımı çıkardım, hepimiz taşırız bunu ve "Şiddet" bahsindeki talimatları buldum: Erkeğin kötü halleri kadının hatasıdır. Sonra kırılan parçaları toplamak da kadının görevidir.

*Everest'i fethetmek zorunda değilsin, Everest'İ fethedeni fethedebilirsin ve o dağlara tırmanmak zorundayken sen evde tembel tembel oturur radyo dinleyip çikolata yersin,dedi. Sanırm üzüldü ama bir insanla düzüşerek başarısını ememezsin.

*"Asabi ve kavgacı insanlar,"dedi Janet dikkatle "asabi olmayan, barış yanlısı insaların kendilerini koruyamayacağını kabul ederler her zaman."

*Bir keresinde annemin dediği gibi: Oğlanlar iş olsun diye kurbağalara taş atar.
        Ama kurbağalar cidden ölür.

(Somay Bey'in fantastik sempozyumunda ya da seminerinde artık neyse, bana kattığı en büyük şey bu kitap oldu. Johanna Russ'ın Ursula'nın kankası olduğunu söylemişti, o yüzden merak etmiştim. Biricik sevgilim Ursulamın kankası olan kadının en az Ursula kadar hayran kalınası olması gerekirdi çünkü yine yürekten sevdiğim Goethe arkadaşlarımızın kimliğimizin bir nevi özeti olduğunu söylemişti. Goethe ne dese başımın tacı olduğundan  Johanna'nın peşine düşmüştüm ve hiç pişman değilim.

Kitabın sonlarına olay hardcore'a bağlandı, o biraz fazla geldi bana ama güzel kitaptı, bir beş yıl sonra tekrar okuyacağım.)

21 Eylül 2014 Pazar

İyi Fikirler-Beceriksiz Eller


*Selam gerçek ve hayali okuyucularım. Hepinize Electra Heart kalplerinden gönderiyorum.

*Yakın tarihten geçmişe doğru gidersek; on dakika önce ales başvurularının yarın başlayacağını hatırlattı bana telefonum. Göğsüme bir manda oturdu. Hemen sisteme girdim ve tabii ki benden şifremi istedi. Büyük bir kumar oynayarak "Şifremi hatırlamıyorum. Benim uzun süreli hafızam da iyi değil."dedim ve kalbim son hızda atarken şifre alabilmeyi başardım ve hayatımdaki tüm başarılar gibi bu işi de oradan oraya savrulurken becerdim. Başarımın ödülü olarak perili evde yanlışlıkla kameraya yakalanan hayalete benzer yüzüm ile karşılaştım.

*İki gün önce sol şakağımda boynuz çıkarır gibi ağrı başlayıp elmacık kemiğime ve çeneme kadar inince sorun dişimde sandım ve ölümüne tırstım. Hiç zaman kaybetmeden dişçiye gittim. O dişçi koltuğuna oturur oturmaz kendimi suçlu gibi hissetmeye başladım. Sanki doktor dişlerime yeterince iyi bakamadığım için bir şey söylemese de bakışlarıyla beni küçümseyecek, benden iğrenecekti. Filmde bile birşey çıkmayınca rahatladım. Nereden kaynaklandığı belli olmayan bir ağrım vardı ama ben çürüğüm olmadığı ve doktorun dişlerimi takdir etmesi ile bulutlar kadar mutluydum. Gerisi önemli değildi.

*İki kan testi ve kafa röntgeninden sonra ortaya çıktı ki sol sinüslerim dibine kadar dolmuş, o yüzden ağrım varmış. Sinüziti çürük dişe yeğlediğimi işte o gün fark ettim.

*Sınıf öğretmenliği bana emekliliğe yaklaştığımı hissettirdi.

*Yeni öğrenciler içerisinden yine fantastik kitap yazan bir kız buldum. Kızın övgüveni hayal edemeyeceğim düzeydeydi. Ben de lisede yazıyordum dediğimde aa öyle mi deyip kendi kitabını anlatmaya devam etti ve işi bitince ilgisini kaybetti. Vay be dedim. Kuul kız.

*17 gün önce roaccutane kullanmaya başladım. Saç derim ömrü hayatımda olmadığı kadar kuru, elimi attığım an kar gibi dökülüyor derim. Dudaklarım çok kötü olmadı ama. Sebamed iyi geldi. Bir de http://roaccutanekullan.blogspot.com.tr/ şu blogtan takip ediyorum bu bayanda nasıl etki göstermiş diye. Etrafımdan bırakmam için çok öneri geldi ama bende yan etkisi çok olmadı. Karaciğerim de iyiyse vurucam dibine ilacın. Pazar günü 7.30da kalktım lan ilaç için.İşe yaraması lazım. Bebek götü gibi olcak yüzüm.

*Çok sevgili Rüya Güncem'i ne hale soktuğumu size gösterecektim, işte onu mahvedişimin kanıtı.

Dışta gizemli ve kuul gözüküyor. Sert siyah kapağı ile tam istediğim gibi.
Freud'un siyah beyaz çıktısı defterin sayfa rengi ile hiç uyuşmadı. Ayrıca görüldüğü üzere ismini sığdıramadım.Sığıyor olsaydı bile iğrenç yazmışım.
Diğer tarafına da rüyalarla ilgili iki alıntısını yazayım dedim. Yine möhteşem el yazım ile içine ettim. ehehehe. 

Hep başarılı DIY'ları mı paylaşacağız arkadaşım? Başarısız bir örnek de ben sunuyorum.

6 Eylül 2014 Cumartesi

Spotless Mind #1


*Aldığım bir karardan vazgeçerek blogu ilk açtığım zaman yazdıklarımı yavaşça silmeye başladım. Ancak 4 sene içerisinde neler değişmiş, nasıl büyük konuşmuşum da şimdi onlar götümde patlamış, dediğim neyi yapmışım ve ne kadar büyümüşüm görmek için bazı kısımları aldım.

Ağustos 2010'dan 

-Burada hakkaten saçmalayacağımı hissediyor ve ürkütücü bir neşeyle doluyorum. (ki bence hala saçmalıyorum ama kaliteli saçmalamaya başladım. O yüzden üç beş kişi beni okuyabiliyor. Başta beterdim.)

-J harfine karşı bir fetişim var,itiraf ederiyorum. (Artık tüm harflere eşit mesafedeyim. Ayrımcılık yapmıyorum.)

-bir ara içinde bir adamın kendini parçalayarak bağırmadığı şarkıları şarkı olarak kabul etmez,direk es geçerdim.Daha yeni yeni kırıyorum bu önyargıyı. (Şimdi brut vokal olan şarkıları dinleyemiyorum. Rock bile dinlemiyorum artık. Vay be, ne yaşlanmışım.)

-en sevdiğim şarkılar arasında Are You Death Yet vardır . (Evet, hala dinleyebilirim sanırım.)

-Miyavi'm (evet,iyelik eki kullandım.)melek gibi böğürüyor.^_^ (Miyavi'yi terk edeli uzun zaman oldu. Kendi tarzını amerikanlaştırdıkça ondan uzaklaştım. Uluslararası şarkıcı olma yolunda sadece ingilizce söylediği için de ona ayrıca dargınım. Eski şarkıları hala baş tacıdır ama şuan ki tarzına hiçbir şekilde sevgi hissedemiyorum. Senin için az mı fangirllük yaptım be.)

-KitApların üzerinde karı kız resmi görmekten sıkıldım artık. (4 senedir bu moda değişmedi, hala kitap kapaklarında modelleri kullanıyorlar. Çok anlamsız duruyor.Hiç hoş değil.)

-Değel mi? (Bir ara 'değil mi?' yazmak yerine bu şekilde yazıyordum ve bunun komik olduğunu, sesli söylendiğinse ise daha komik olduğunu düşünüyordum. Büyüdüğüm için mutluyum.)

-Bugün çok sinir bozucu bi rüya gördüm. Zaten gördüğüm güzel rüyaların sayısı güzel çıktığım fotoların sayısıyla eşit,o kadar az yanii. (Güzel çıktığım fotoğraflar hala az olsa da rüyalarım benim için çok kıymetli ve hepsi anlamlı.)

- Yaş hesaplama olayına hala kafam basmaz. (Ya hala tam basmıyor ama aklımda bir şema oluştu sonunda nasıl yaş hesaplandığına dair. Uzun süren seanslar sonucunda oldu tabii bu. Farklı kişilerin anlatımıyla oldu. Yoksa bu konuda  daha beterdim.)

-Hayat mangalardaki gibi midir? (Okuduğun manga türüne göre değişir ya. Josei okuyosan yine gerçeğe daha yakın oluyor. Yoksa bir doksan oğlan, bir elli kız, Kız çocuğun göğsüne alnını koyuyor, oğlan elini kızın kafasına koyup panda gibi takılanı görmedim ben hiç.)

-Msn'de bi tek ben çevrim içi gözüktüğümde bile mutlu oluyorum. (Msn'i kapattı vicdansızlar.)

-kibin (gibi yazmak yerine bunu uydurmuştum. 18 yaşımda başıma darbe mi almıştım acaba?)

-Dün şu sayfanın üst kısmında SONRAKİ BLOG yazan şeye tıkladım,bi baktım hiç bilmediğim birinin blogu açıldı.Ay nassı mutlu oldum başkasının hayatını didiklicem diye. (Sonraki Blog sekmesi ile mazimiz derin işte. Ama o hep kalbimi kırıyor.)

-Canım bole çıldırmışçasına yeni müzekler indirip yeni gruplar keşfetmek istiyor. (Artık zor müzik dinliyorum. Hele okul başlayınca hiç ses duymak istemeyeceğim.)

-Daha bare basamıyorum,tüh kalıbıma,parmakuçlarımda bebek götü kibn oldu zaten. (Gitar işi yalan oldu tabii ki. Müzik bile zor dinlerken müzik aleti çalmak neyime?Ama o zamanlar çok kuul hissediyordum ya, eziklik işte.)

-Tamam gitarıma isim vermiştim,aramızda sarsılmaz bi bağ var. (Aahahaha, sarsılmaz bağ.)

-Kabul ediyorum ki çok önyargılı bir şahsiyetimdir. (Çok sağlam bir kaynak olmayarak ben diyorum ki artık o kadar önyargılı değilim. Birilerinden hoşlanmamak için onların birkaç konuşmasını dinliyorum ve öyle nefret etmeye başlıyorum. Ya da birkaç hareketi ile burada ona laf sokmaya başlıyorum. Yoksa eskisi gibi gördüğüm anda etiketlemiyorum artık milleti. Pek de umurumda olmadığından biraz bu rahatlığım.)

-Oğlanlar hakkında hergün konuşmakta yenetek ve sabır ister. (Ben hala bu cümleme sonuna kadar katılıyorum. Eğer sosyolojik bir konu olarak geçmiyorsa oğlanlar hakkında konuşmak büyük, devasa bir zaman kaybı. Ergenliğimde de konuşmadım şimdi de konuşmam. (dinledim ama ya, uzun uzun dinledim hem de. İçimdeki minik elflerden birkaçı bu yüzden öldü.))

-mohmohmoh,yeni buldum bunu. 'Kıçımla gülüyorum'gülüşü.Üç vakte çok popüler olcak.Moh moh moh. (Mohmohmoh gülüşünü 4 yıldır terk etmedim ve birkaç kişinin ağzına dolayabildim. Daha da popülerleşeceğine inanıyorum. Ona güvenim tam.)