1 Şubat 2015 Pazar

Without the Web


*İyi günler sevgili gerçek ve hayali okuyucularım. Tatil olduğundan ve çok az insan ile iletişime geçtiğimden bu zamanı huzur içerisinde hatta tatilde değil de hayatımı olağan akışında yaşıyormuşum gibi geçirdim. O yüzden bu seferki gönderim geyik niyetine olacak. Holley. (Bunu ağız dolusu söylemek bana nedense çok büyük bir tatmin duygusu yaşatıyor.)

*Yine uzun süreli hafızamın ipiyle kuyuya inmedim ve yazacaklarımı not aldım. Şöyle ki;

*Komikli kore dizilerine geri dönmem ile birlikte eski rahatsızlıklarım nüksetti. Bunlardan biri, kurgu içerisinde cool göstermeye çalıştıkları mimiksiz erkek oyuncular. O surat yapısına ve duruşuna ben ergenliğimden beri sahibim. Bu şekilde rol yapmanın çok zor olduğunu düşünmüyorum çünkü bu konuda ben doğuştan yetenekliyim, genlerimde var. İstesem Güney Kore'de cool erkek karakterlerini çok başarılı bir şekilde  canlandırabilirim.

*İkinci sıkıntı ise erkek karakterlerin romantik duygularını sözel ifade etmekten yoksun olduklarından biraz da olsa ilgilerini abusive yollarla aktarmalarıdır. Yani "Yanımda kal sevdiceğim."diyemediğinden kolundan tutulup geri çekmeler, kız uyurken öpmeler, diğer adamın (diğer adam yüzde doksan vardır) gözünü korkutmaya çalışmalar falan bana artık fazlasıyla abusive geliyor. Cıkcıklayarak izliyorum dizileri.

*Anlatmaktan ziyade dinlemekte daha başarılı olduğumdan insan ilişkilerim genelde pasif geçmiştir ki bunca zaman anladım ki dinleyebilmek marifetmiş. Her neyse, ben canı gönülden dinlediğim ve ağzı sıkı olduğumdan yakın veya uzak çevrem bana sorunlarını ve kişisel meselelerini anlatmaktan çekinmez. İstesem etrafımdaki çoğu insana azap çektiririm çünkü sır heybem hayli dolu. Mohmohmoh!

*Gelecekten ziyade geçmişten haz alan yapıp kaçınılmaz olarak beni istifçi yapmıştı, bu hem maddi dünyada hem de dijital dünyada kendini gösteriyordu. 8 sene önce beğendiğim, gün gelir böyle bir elbise diktiririm diye belleğe kopyaladığım elbiseyi ,yakın bir tarihte kitap kapağı olarak görmek beni şaşırttı. Havadan konuşmadığımı göstermek için size görsellerle geldim.

         
*İstesem kapak tasarımcısı da olabilirim yani.

*Artık dışarıda ilgi çekici bir bayana gözlerini diken bir karşı cins gördüğümde beni fark edene kadar ben de gözlerimi ona dikiyordum ki fark ediliyorum. Onlara kınayan bakışlar attığımı gördükleri anda kafalarını başka yöne çeviriyorlar ve azıcık da olsa kendilerinden utandıklarını seçebiliyorum. Birazdan cinayet işleyecekmişcesine bakışlara sahip olmak yararlı artık. Size de tavsiye ediyorum.

*Hayatımda her zaman toplu ortamda alkışın nasıl başladığını, kimin başladığını çok merak ederdim. Rüzgar gibi bir şey çünkü. Ancak okulun son gününde, kapanış konuşmasında, yanımda oturan öğrencim bu merakımı giderdi. Mutlak sessizlikte ellerini bir defa tereddütle çırptı ve herkes alkışlamaya başladı. O an yepyeni bir deneyim edindiğimi anladım. Umarım bir gün siz de bunu tecrübe edersiniz, görmeniz gereken bir olay.

*Bir ay boyunca olabildiğince spora gittim ve fitness'da daha başarılı olduğumu hocam ile anladık. O spora yatkın vücuduma veriyor ancak esas olay benim içsel motivasyonumda bitiyor. Tam pes edip aletten inecekken kendime şunları söylüyorum: "Post-apoliptik-distopik bir dünyadasın. Koşman lazım yoksa boku yersin. Bacakların kuvvetli olmalı çünkü zamanı gelecek duvarlara tırmanacaksın ve kol kaslarına ihtiyacın var çünkü zamanı gelecek birilerine yumruk atman gerekecek. Yoksa boku yedin."  Böylece turları başarıyla tamamlamış oluyorum.

*İki gün internetsiz kaldım. Bunun getirileri olduğu kadar -ev işinde istek artışı, yazma hevesi ve bunu hayata geçirme, daha çok kitap okuma vb.- götürüleri de oldu. Zaman geçsin diye kendimi Flo Diner Dash oyununa kaptırdım. Görev bilincimi o kadar yüksek tutmuşum ki gözlerimi kapattığımda elleri havada sipariş vermek isteyen insanlar görüyordum, çoğu da kırmızı elbiseli kızlardı. Neyse ki artık geçti, karnını doyurmak için bana hevesle bakıp hizmet bekleyen animasyon insanlar görmüyorum.

*Adam, kadına laf çarpar. Kadın, adama son sözü söyler ve arkasını döner. Kadın bir adım atar, ikinci adımında adam onu bileğinden yakalar. Kadın yavaşça adama döner. Dudakları yarı aralık haliyle önce bileğini kavrayan adamın eline sonra- gözünü bir kere yavaşça kırpar- adama bakar. Gözlerini açabildiği kadar açar, dudakları bir şey söylemek üzere gibi aralık durmaya devam eder. Adam duygusal birkaç cümle söyler. Kadın bunu yemez, kolunu sallayarak adamın elinden kurtulur. Kadın, adama lafı koyar. Arkasını dönüp gitmez üzereyken adam kadına arkasından sarılır. Kadın gözlerini kocaman açar, adam çenesini kızın omzuna yerleştirir ve gözlerini kapatır. Kız ne yapacağını bilemez. (istesem kore dizisi yazabilirim de.)

(İstesem her boku yaparım lan.)

4 yorum:

Adsız dedi ki...

serkan is my girl.

MELEKSİ BÖĞÜRÜŞLER dedi ki...

Emre is my girl.

Adsız dedi ki...

şu bakış olayı varya ben de yapıyorum onu, sanki bıçağını paltosunun cebinde saklamış, sapına sıkıca yapışmış ve hedefine kilitlenmiş bir katil edasıyla hem de. ve alkışı ilk başlatma olayı her alkış ortamında benim de aklımda cereyan eden düşüncelerdendir. o ilk alkışlayan kişinin cesareti ve özgüveni üzerine de makale yazılabilir hani..ortak paydamız çok, işte bu yüzden seni seviyom. sen iste yaparsın herşeyi evelallah bebek...paylaşımlarını okumak çok zevkli sürekli yaz sen:) F.Z.S.

MELEKSİ BÖĞÜRÜŞLER dedi ki...

Kendini ifade etmede mimikler yüzde 70 ise insanlardan son derece rahatsız olduğumu tabii ki de gözlerimle onları öldürmeye çalışarak göstereceğim. İlk alkışı gördüğüme göre artık sıra ilk alkışlayan olmakta.
Seni bekliyorum burada, ne güzel olurdu seni okumak. Niye siz de gelmiyorsunuz ya?
Öptüm seni betty-boo'm.