1 Nisan 2015 Çarşamba

Baby, baby, baby, baby, I'mma loseeer!


*Başlığımla ilişkili paragrafı yazmadan önce sizi selamlamak isterim çok sevgili ve saygılı gerçek ve hayali okuyucularım. Sonuçta manidar bir günde kendimi göt etmek amacıyla başlattığım bir etkinlikte (Spotless Mind serisi) sizi bırakmıştım. Çok uzun zaman geçti, bu yüzden çok yıldız birikti.

* Beni uzun süredir tanıyan veya çok yakından tanıyan kişiler bilir ki kalbim her zaman mikro 33 model tükenmez kaleme aittir. 8 senedir bu modelden daha iyi tükenmez kalem kullanmadım, kullanacağımı sanmıyorum. Ancak ve lakin başıma gelen bir dizi olaydan sonra elim siyah pilot kaleme uzandı. O gün bu gündür kaybettiğim ikizimi bulmuş gibiyim. Pilot kalem canmış.

*Banyo yaparken klişelere takılıp da şarkı söylemek yerine ingilizce röportaj yapıyorum, geleceğe hazırlık için. Ehehe. Neyse, ben kesintisiz konuşunca çıktığımda annem içeride ne söylediğimi sordu. Ona "İngilizce konuşuyordum."dedim. Gayet normal bir şekilde başını salladı ve televizyon izlemeye devam etti. Annem de hazırlanmam gerektiği kanaatinde.

* Kaç yaşında olursanız ve ne yaparsanız yapın sanırım anneler çalışma masasına hep meyve tabağı bırakacak. Öğrenciliğe özgü değilmiş.

*Okuldan eve dönerken, yolda kitap okumak başımı döndürse de okumayı bırakmıyorum. Olay örgüsü şu şekilde gelişiyor.
-Kasisten geç, virajdan dön, arabayı solla, sayfayı çevir, viraj dön, kasis geç, tekrar kasis, çoook geniş bir virajı dön, - iç ses: Yeminle kusucam. -sayfayı çevir - okumaya devam et.  (yaşarken daha komikti, cidden, olmadı bu ama yazdım, silemem.)

*Ayriyeten, hayali amlara koymalarınız nasıl gidiyor,gençler?

*Bir gün arayla yazmaya devam ediyorum.

*İçimden hiç çıkmayacak özenti parçam yine nüksetti ve sürekli Tumblr'da gördüğüm iç içe yaprakları olan çiçekten aldım. Size görsellerle kanıtlayabilirim ama üşeniyorum. Daha önce yapılan deneylerden bitkilerin olumlu dönütlere olumlu reaksiyonlar verdiklerini okumuştum. Bitkimin olabildiğince mutlu büyümesi için ona sevgi sözcükleri sıralamak istiyorum ancak kendimi çok garip hissediyorum. Bu yüzden sadece yapraklarını okşuyorum. Ellerimde ölürse gerçekten çok üzülürüm.

*Bitkiye olan bağlılığım öyle bir seviyeye ulaştı ki yaz gelse de güneşlense bitkim diyorum. (Güneşli ortamda bulunması gerekiyormuş çünkü.) Yarabbim, bir gün çocuğum olsa çocuğa bakıp bakıp ağlayacağım herhalde. Oh no!

*Size ne kadar denk geliyor bilmiyorum ancak bazı öğretmen arkadaşların kendilerinin öğrenciler tarafından sevildiklerini belli etme ihtiyacı hayli yüksek. Özellikle öğretmenler gününde yapılan sürprizler ve verilen sevgi dolu mektuplar mahremiyet veya anı denilmeden paylaşılıyor. Bu konuda kıstas ne olur bilemiyorum ama sanırım "Öğrencilerim beni çok seviyor."diye bir paylaşımda bulunmanın oldukça gereksizliliğine vurgu yapıyorum. Silmeye üşendiğimden cümleyi bu şekilde kotarmaya çalıştım.

*Üst paragrafta sanki gocunuyormuşum gibi yazdım ancak benim öyle dertlerim yok. I am the coolest.

*Bir dönem-yakın tarih- anlamsız bir melankoli havasında dolaştım durdum. Pek zevkli değildi yaşamım ve ne kadar saçma bulsam da o duygunun içinden çıkamıyorum. Durduk yere mutsuz olmanın çok şımarıkça ve burnu havadalık olarak düşünüyorum ve kendimin o şekilde hareket etmesi beni sinirlendiriyordu. Ne komikli kore dizileri ne de sevdiğim şarkılar yardım edebiliyordu. Pipet Dostu her zamanki gibi dayanağımdı. Bir süre böyle devam ettikten sonra internette ömrümü yok yere harcarken Wattpad'de popülerleşip kitabı basılan hemcinslerimle karşılaşınca hem de o hemcinslerimin benden 10 yas küçük olduğunu keşfetmem ile luzırlığım çekirdeğinden yükselerek bir volkan misali fışkırdı. Bütün huzursuzluğum, boşlukta sallanışım gitti ve yerine kendimle dalga geçmeye başladım. Bu anın ardından kendime geldim ve o andan beri düzgün bir şekilde yazıyorum.

*Bu yüzdendir ki şuan kitap yazmaya çalışan, yazmak isteyen arkadaşlar, özellikle uzun süredir bildiğim Ninja öncelikli olarak, sesleniyorum ve sizden her ne ise onu yazıp bitirmenizi istiyorum. Çünkü bebeler bizi geçmiş.

*Ne kadar vampirleri geçmişimde ve ergenliğimde bırakmış olsam da Morganville Vampires serisini okumaya devam ediyorum. Her defasında beni şaşırtan kendimden geçip Fangirl'lük yapmaya başlamam. Her seferinde, her kitapta. Kurgu haricinde Mrynin kitabı okumam için yeterli bir sebep. Kendimi duvardan duvara atasım geliyor kitabı okurken. Neden bunun dizisi yapılmıyor ya? Ühühühü. Lütfen dizisi yapılsın. Konu ile alakalı nette gezinirken kitabın web dizisinin çekildiğini bulduğum an masaya istemeden yumruk attım. Neden böyle tepkiler veriyorum, ühühüh? Fangirllüğümü dizginleyemiyorum.ühühüh.



*Bu cast'ta sadece Eve kitaptaki gibi veya benim hayal ettiğim gibi. Cuk diye oturmuş ya.

*Neyse, ben gideyim de kendi çöplüğümle uğraşayım. Bir vampir serisi okuyacaksanız Morganville Vampires'a başlayın.

4 yorum:

Şizofren Ninja dedi ki...

Ya benim deşbord hala göstermiyo sanırım senin yazılarını ona ciddi bir ayar çekilmesi gerek. Bloguna kontrol amaçlı telefondan girmesem haberim olmayacak. Sırf iş olsun diye bloggerı mahkemeye verirdim ama param yok.
:p
Meyve tabağı konusunu okuyunca gülmekten kendimi kaybettim.
Yollarda kitap okumak insanı 'allahım çok muhteşemim tek dakikamı bile boşa harcamıyorum ahahaha' havasına sokuyo ama hayatını boşa harcayan insanlar olduğumuz için böyle hissetmemiz çok mantıksız. (şu an beynim yanık kokuyo devrik olmayan cümle kurmayı beceremiyorum)
Bitkine uzun ömürler diliyorum. Okşaman da çok güzel ama genelde çiçekler ilgiden sevgiden çok güneşli ve ılık yerleri seviyor. Bence potansiyel yerleri dene 2-3 hafta arayla. Hangisinde sapıkça büyürse orada bırak hayvanı.(neden hayvan dedim bilmiyorum ama çok kişiselleştirdim bitkiyi onun sıcak ve aç gözlü bir kalbi var gözümde)
Benim şu sıralar tüm varolmayan dengem allak bullak oldu geceleri ağlak ağlak geziyorum bir kurtulsam hayırlısıyla şu yıldan(cümlelerime hayırlısıyla ve inşallahlar serpiştiriyorum part time dua hesabıyla baktım ders çalışma konusu iyi gitmiyo ben de alttan alttan dua kasıyorum)
Wattpad korkulu rüyam ve oradaki ergenlerin kitaplarının basıldığını bilmiyordum. Ben daha bugün hikayemin triplerindeydim. Mimar bir arkadaş edinip bizans, barok, islami ve gotik mimariyi sömürmem gerek bayrak uydurmam gerek lölölö diye başımın etini yiyordum ama tüm muhteşem alt yapı hazırlıkları beynimde çöpe gidiyor. Şu sıralar cidden yazamayacağımı farkettim ama eğer sen yazıyorsan okumayı çok çok çok çooooook isterim gmailden falan atabilirsin bana. Zaten geceleri beynim kulaklarımdan akmaya çalışırken salak suluk şeyler okumaktan benliğime gına geldi. Şu sıralar yazmak çok garip bir eylem gibi geliyor bana ama bana hikayeyi gönderirsen beğendiğin yerleri ve beğenmediğin yerleri de vurgulayabilirsin. İnsanın milletin dümdüz cümle diye okuduğu yerleri yazarken ve tekrar tekrar okurken kendi kendine coşması bir garip oluyor çünkü. Editörlüğüne gönüllüyüm yani sonuç olarak. Ama bu yorumu biraz daha uzatmamam gerek sanırım bir şeyler aklıma gelirse twitterdan falan yazarım. Çöp ettim çünkü burayı.
(bir de morganville vampirlerinin 10küsürüncü bi kitabını okumuştum sanırım ama neden ilkini değil de onu okudum bilmiyorum gerçekten)

MELEKSİ BÖĞÜRÜŞLER dedi ki...

Kusuruma bakma, yoğunluktan sana cevap yazamadım. Deşbordum sana neden böyle yamuk yapıyor anlamadım. Benim mi bir ayar değiştirmem gerekiyor acaba? Hal çaresine bakalım.
Midem bulanmasa ben sabah akşam serviste kitap okurum. Aynı yolu bin defa seyretmektense en azından on sayfa okurum, yine kardır. Her türlü boşa geçiyor zaten, bari canım daha az sıkılsın. Ama midem bulanıyor.
Kollarımda öldüğünü fark edince bitkimin yerini değiştirdim. Şimdi onu çok az görüyorum ama sevgi böyle olmamalı mı zaten?
Wattpad aslında iyi bir basamak ancak para sevdasının gözü kör olsun, okunmaya değer kitapları basmıyorlar, popülerliğe ve geçen sefer konuştuğumuz hormonlara hitabete dayayınca sırtı her türlü piyasaya tutunuyorsun. (geçen sefer konuştugumuz gibi deyince eski ahbaplar gibi hissettim seninle, hoş oldum.)
Mimari tarzlarını betimleme için mi lazımdı? Bence o kadar takılma. Yani ben fark ettim ki benim kafamda kurguladığımı ve hayal ettiğimi ne kadar uygun kelimeler kullansam da okuyan benim gibi anlamayacak. Betimlemelere karşı umudumu kaybettim, yetersizim.
Kendime kitap bitene kadar kimseye okutturmayacağıma ve yeni tanıştıklarıma bahsetmeyeceğime dair söz verdim. Çünkü bunca senedir yaptığım gibi yarım haliyle gönderip her hangi bir dönüt alınca tekrar yazmayı bırakacakmışım gibi hissediyorum. Koşullanmışım. Bittiğinde dönütleri ve yorumlarını çok merak ediyorum, fikirlerin benim için önemli. Ancak şimdilik ben bu koşullu kafa ile bitirmeye çalışayım. Lütfen gönül koyma.

Adsız dedi ki...

Doğunun parisinde nam saldın. Önce lirimadan bahsediyorum sonra senin fotoğrafını gösteriyorum, bu kız yazdı diye :D
Özledim.

Iamwhoıamyouarewhoyouare

MELEKSİ BÖĞÜRÜŞLER dedi ki...

Şanım sizin sayenizde yürüyor cidden. Hakkınızı ödeyemem. Ühühühü duygulandım.

Lirima'dan çok bahsetme, onu yazmama bir 15 sene var. Ehehehe.(T_T yetersizlik diz boyu)
Ben de özledim. Neden Skype'da yoksun ki be?

Iamreallyhappythatyouarewhoyouare.