2 Ağustos 2015 Pazar

To be fond of Solitude


*Biraz önce makale yazar gibi gönderiye başladım ama ben yine içimde biriktirdiğim zehrimi akıtmak için geldim. Aşırı resmi cümleler kurarak derdimi anlatmak istemiyorum. Gerekirse söverim.  (Millete laf sokmayı iş edinmiş gibiyim, size dokunan bir konu varsa söyleyin onu da yazarım.)

*Ben introvert bir kişiliğim, içe dönüğüm. Çocukken de içe dönüklüğümü hardcore yaşadım şimdi de öyle yaşamaya çalışıyorum ama hem işim dolayısıyla hem de yaşımdan ötürü benden dışa dönük davranmam bekleniyor.

* İnsanların beklentilerini karşılamak gibi bir yükümlülük hissetmiyorum artık. Bunu ortaokulda ve lisede yeterince yaşadım, artık beklentiler umurumda değil, insanların benim hakkımda oluşturdukları negatif imaj beni ırgalamıyor.

* Çocukken yolda yanımdan geçen bir kadının benim için ne kadar suratsız dediğini duyduğumdan beri bu yorumlara alışığım. Ben asık suratlıyım çünkü kalabalıktan hoşlanmıyorum ve bazen sadece bağırsak gibi hareket eden varlıkların içinde yaşamak istemiyorum. Topluluklardan hoşnutsuzum, bunu yüz ifadem ile yansıtmam benim hakkım ve bu hakkı sonuna kadar kullanacağım.

*Ben kimseyi dışarı çıkma, gezme, yeni arkadaşlıklar kurma diye ikna etmeye çalışmadım ancak benim bazı etkinliklere katılmam için dört koldan ikna operasyonları yapıldı. Kendimi yeterince açık ifade etmeme rağmen her defasında daha girişken, daha güler yüzlü, daha da sıcak kanlı davranmam gerektiği söylenildi. Hatta meslektaşlarımdan  biri bunu had sınırını aşmayacağını düşünerek 'abla tavsiyesi' kısvesi altında bana daha çok gül dedi.

*İçe dönük biri olarak öğretmenlik için kendimi parçalamam yetmiyormuş gibi bir de gözümün gördüğü herkese ılımlı davranmam beklenildi.

*Duvarların değil insanların beni klostrofobik hissettirdiği pek dikkate alınmıyor. Var olmanızın yoğunluğu kaldıramıyorum. Bedenleriniz, enerjiniz, hele ki sesiniz beni kısıtlıyor, çığ gibi üzerime geliyor ve buna katlanmam bekleniyor.

*Evde, odamda zaman geçirmem beni sıkıcı yapmıyor, ben kendi başıma zaman geçirmeyi iyi biliyorum.

*Ben yalnızlığı seviyorum. Çevremde az insanın olmasını seviyorum. Gece balkonda kendi başıma oturmaya bayılıyorum. Yalnız gezmeyi, sinemaya gitmeyi, yemek yemeyi seviyorum.

*Yalnızlığıma her zaman sahip çıkayacağım.


4 yorum:

Adsız dedi ki...

Sana ve bu yapına saygı duyanların kalabalığı senin olsun dostum. Hem sen yalnızlığın sosyali değilsin ki, yalnız DA (DA ya dikkat çekmek istiyorum) sosyal doyum alabiliyorsun:) Yoksa gerekli gördüğün kadar çevren var. F.Z.S.

Şizofren Ninja dedi ki...

"Ben kimseyi dışarı çıkma, gezme, yeni arkadaşlıklar kurma diye ikna etmeye çalışmadım ancak benim bazı etkinliklere katılmam için dört koldan ikna operasyonları yapıldı." kısmını o kadar iyi anlıyorum ki. İnsanlar sosyalleşmeyince veya dağıtmayınca hayatını yaşamadığına inanıyorlar. Ben ne sosyalleşmek ne dağıtmak istiyorum. Hayatımından sıkıcılıktan öte bir beklentim yok.
İnsanlar cidden çok acayip.
Bilmiyorum ben seni hep kuğul öğretmen olarak hayal ediyorum. Herkesin bir tarzı vardır. Ergenlere paso "arkadaşlar" falan demen bekleniyorsa senden maskeli anonim kişi olarak öğretmenler odanızdaki sandalyelere iğne veya uç koyabilirim.
İnsanların öküz olması çok acı bir şey.

MELEKSİ BÖĞÜRÜŞLER dedi ki...

Biricik F.Z.S. (Birileri blog açacaktı sanki.)

Çok haklısın. Benim çekirdek kadrom bana yetiyor, bunu zaten sürekli söylüyorum. İnsanların bunu bir gün anlamasını umuyorum.

MELEKSİ BÖĞÜRÜŞLER dedi ki...

İşte, herkes kendi kıstasları ile hayatını yaşamaya çalışıyor Ninja'cım. Ancak bazıları kendi yaşam biçimlerinin en doğrusu olduğunu düşünüyor.
Evet, insanlar cidden çok ama çok acayip.
Öğretmenlerin öğrencilere 'arkadaşlar'demesini doğru bulmamışımdır hiç, ben hiç kullanmadım. Kuul bir öğretmendim tabii ki, bunun başıma açtığı dertler başka bir gönderi konusu olur. Başka bir okula geçtiğim için iğneye ve uca gerek yok,saolasın. Desteğini yanımda hissetmek harika.
Öküz insanlardan kurtulmak dileği ile...