27 Mayıs 2016 Cuma

OH WOW!


*Artık dahiliye ve kulak burun boğaz doktorlarına faranjitimle şaşkınlık nidaları attırıyorum.

*Çünkü luzır olmak bunu gerektirir.


23 Mayıs 2016 Pazartesi

Spotless Mind # 3


Ekim 2010'dan

*ben victoria frances gibi resim çizerim.Laurell K. Hamilton gibi de betimlerim adamıııı. (Victoria Frances gibi çizemiyorum tabii ki, bunu yazdığım dönemde de çizemiyordum. Sallamışım. Ama Hamilton'a yakın betimlemelerimin olduğunu hala düşünüyorum. Betimlemeyi ondan öğrendim.)

*kalabalık ortamlara girincede hep beynimde bir sayfada gökten bi bomba tam kalabalığın ortasına düşüyo ve etrafa organ parçaları saçılıyo beynimde de "Şimdi şuraya bi bomba atsalar nanayı yeriz."diyorum ya da "işte bura tam bombalık yer"diyorum,psikopat gibi dolaşıyorum,kafama bomba düşcek die tırsıyorum.  (Bunu neredeyse 6 sene öncesinden düşünmek üzücü olmuş. Özellikle Kızılay metro çıkışı çok kalabalık oluyordu, hala öyledir eminim ki. Elimde olmadan bunu düşünüyordum çünkü saldırıya çok açık bir alan. Zaten orada bir saldırı gerçekleşti de.)

*Kafadan çatlak,kayışları koparmış,sıyırmış ve anormal adamlara sempati beslediğimi fark ettim. (Adamlar derken adamlardan mı yoksa herkesten mi bahsetmişim çıkaramadım ama adamlardan bahsettiğimi farz edersek yukarıda saydığım özellikteki adamlara kesinlikle sempati beslemiyorum. Burada demek istediğim muhtemelen 'bad boy' imajı. Bu imajdan şimdi ölesiye nefret ediyorum. Agresif erkek en itici bulduğum erkek tipi. Genelleştirip her iki cinsiyetten bahsediyorsam eğer artık bunlara özenmiyorum. Örnek alabileceğim çok sevgili bilinçli, aydın kadınlar ve adamlar var.)

*bazen canaım çok sıkılınca milletin değil kendi blogumu okuyorum. (Bunu bayadır yapmıyorum. Sıkılınca kendi blogumu okumayı bıraktım çünkü daha çok sıkılıyorum.)

*gece gece heryer karanlıkken yaylana yaylana yürümeyi çok özlemişim,bu akşam onu farkettim.Geceleri ve karanlığı,özellikle yağmur yeni yağmış ve sokakları ıslatmışken,lambaların turuncu ışığı ıslak yollarda daha da bi yumuşak gözükürken içime çektiğim soğuğumsu havayla ve içimi sızlatan o garip duyguyla seviyorum Ankara'yı.Belki de çoğunlukla hata olarak gördüğüm hayatta bilinçsizce savruluşum gerçekten iyi bişey.Şuan bombok bi durumda da olabilirdim. Ama ben,beni buraya savuran bütün dalgalara teşekkür ediyorum duyamasalar da beni.Soğuk bir gecede yumuşak turuncu ışıklarla aydınlanan ıslak yollar sizin sayenizde. (Gece gece yürümelerimin üzerinden 6 sene geçmesini fark etmek garip. Böyle bir lükse sahip olduğumu unutmuşum. Hala kendimi üniversiteden yeni mezun olmuşum gibi hissediyorum ama bu bir yanılgıdan ibaret sanırım. Gece gece yalnız yürümek muazzam bir lükstü. Ankara'nın işlek bir caddesindeki yurtta kalmanın getirilerindendi. Gece gece tek başıma yürümeyeli yıllar oldu.)

*Yeni jenerasyon vampirlerin güneşin altında pırlanta gibi parladığını sanıyor ne yapım şimdi başımı duvarlarda sektircem. (Bu konuyu cidden aştım. )

*Sadece diğer sesleri susturmak için müzik dinliyorum. (Öğretmen olduktan sonra müzik dinlemeyi iyice bıraktım. Zaten derslerde yeterince sese maruz kalıyorum. Eve gelince sadece sessizlik olsun istiyorum. Bu aralar sadece temizlik yaparken dinliyorum. Yoksa temizlik çekilecek çile değil. Bu zorluğa göğüs germemi sağlayan Marina'ya, M.İ.A.'ye, Lady Gaga'ya ve Beyonce'a müteşekkirim.)

*Şimdi ben (sözde) ingilizce öğretmeni olcam ya (Üniversiteden mezun olup özel okulda başlayana kadar öğretmen olacağımı düşünmüyordum. Aahahahahaha.)

*Nedense parantez içinde yazınca kendimi güvende hissediyorum.Kalkan görevi görüyor sanki.Garip. (Bu duygunun bir karakter yaratıp yeni bir projeye dönüşeceğini kim tahmin edebilirdi ki?)

*çeviri senden nefret nefret nefret ediyorum tamam mı.İğrençsin,uyuzsun,gebergebergeber tamam mı?Tamam de. (Çeviriye duyduğum öfke hiç dinmeyecek.)

*Parantez Adam diye bi süper kahraman yarattım aklımda az önce.Tayt yerine deri pantolon giyiyo.Yazın pişik oluyo ama hiç aldırmıyor.Kulaklarında parantez şeklinde küpeler var.Siyah renkli mohikan şaçı ise düz değil eğimli.Anlamadız ama hoş gözüküyo benim aklımda. (Küpeler yok, deri pantolondan da emin değilim ama hala aklımda Parantez Adam.)

(Ruhum yaşlandıkça yazış tarzımın cool'laşmasını görmek içimi rahatlattı.)


14 Mayıs 2016 Cumartesi

Duolingo is my bestie!







Decades


*Ülkenin farklı kesimlerinden hangi öğretmenle konuşsam yeni jenerasyonun pratik zekasının eridiğini söylüyorlar.

*Katılıyorum. 2000'liler pratik zekada çuvallıyor.

*Ama 90'lıların da onlardan geri kalır yanı yok.

*Yaşıtlarımın gerzekliklerine şahit oldukça içten içe hüngür hüngür, salya sümük ağlıyorum.

*2000'lilerin pratik zeka eksikliği ise hep 80'li ebeveynlerinin suçu. 80'li veya 70'li.

(Özellike 'ana-baba' kalıbını kullanmıyorum çünkü önce annenin zikredilmesi sorumluluğun önce onda olduğunu ima eder gibi. Beni rahatsız ediyor. )

2 Mayıs 2016 Pazartesi

Calm and Steady


*Kaç yaşımdan beri bilmiyorum ama hep yeşil koltuğum olsun istemiştim. Yeşil koltuğum var.

*Yeşili sevmeme, turuncuyu sevmememe neden olan nedir?

*Böyle olgun cümleler kurduktan sonra Morganville fangirllüğü yaparak yazıma devam edeceğim. Hayatımda okuduğum ilk vampir romanı Anne Rice'a aitti. Sonra ise Laurell K. Hamilton okudum ve ergenliğimin idolü oldu. Bir süre sonra Anita'yı zorbanın tekine dönüştürdüğü ve olur olmadık yerlerde cinsellik kullandığı için ondan soğudum. Kitapların artık bitmesi gerektiğini düşündüm. Ancak Morganville serisi kitaplar ilerledikçe seviye atladı. Ana karakterler ve kurgu, kurgunun içine bilim girmesi, rasyonel yollarla sorunların çözülmesi, yeni öğeler kullanılırken klasik vampir unsurlarından çıkmaması çok hoşuma gitmişti. Tıpkı çikolatalı dondurma yemek gibiydi. Aynı ritimde yazılsa 35 kitap dahi olsa okumaya kararlıydım. Olsaydı okurdum. Ama bitti. Ve bok gibi bitti.

*Son,vurucu, cümlemin üzerine bir şey yazarak vuruculuğunu azaltmak istemem ama cidden kitap kötü bitti, yani kalitesizdi. 14 kitap boyunca süper yazıp 15. kitapta nasıl böyle rezil edilir aklım almadı. Neden, neden, neden?

*Ben, çok eski yakın arkadaşım tarafından nostalji unsuru olarak kullanıldım. Sonra acısını çıkardım.


*Yaza katlanmamı sağlayan tek şey dondurma.