27 Ekim 2016 Perşembe

The rice


*Merhaba sevgili gerçek ve hayali okuyucularım. Hayattaki savruluşunuz nasıl gidiyor?

*Hal hatır sorduktan sonra hafta boyunca aldığım notlardan devam ediyorum.

*Okuduğum diğer blog yazarlarına yorum bırakmam çok nadirdir. Genellikle söyleyecek bir şey bulamadığımdan sadece okuyup geçiyorum ama bazen içimden bir şey söylemek geliyor ve yorum bırakıyorum. Karşılık vermediklerinde sinir oluyorum. Öğretmenler odasına günaydın diyerek girip cevap alamamışım gibi oluyor. Hoşuma gitmiyor.

*Bir de bu blog yine işleyişi değiştirmiş. Kullanıcıların adreslerini göstermiyor. Ben nasıl yeni blogger keşfedeceğim acaba?

*Küçükken evde yapılan pilavın hiç bitmediğini sanırdım. Çünkü evde her gün pilav yenirdi. Sonra bir gün tüm dünyam sarsıldı. Annem tavuklu pilav yaptı ve ertesi gün yoktu. Nasıl yoktu? Kim kendinden geçmişçesine bitmeyen pilavı bitirebilirdi? Aklım almamıştı. Büyüdükçe annemin sürekli pilav yaptığını anladım. Çünkü pilavsız hayat tatsızdı.

*Beyonce'un Who run the world şarkısını dinleyip mırıldanırken hep who run the worlds diye söylüyorum farkında olmadan. Pararlel evrendeki dünyalarda da aynı durum geçerli benim için.

*Ben 13 yaşımdayken, evlendiğimde düğün yapmamaya karar vermiştim. Bu kararımın bir lanete dönüşeceğinden habersizdim. Çünkü o zamandan sonra hep bir düğün salonunun dibindeki apartmanda yaşadım. Her yaz saatlerce halay dinlemek zorunda kaldım. Evlendim ve düğün yapmadım(aldığım en güzel kararlardan biri). Bunun laneti sürdüreceğini düşünemedim. Kışın ülkenin diğer ucuna geldim. Ve yine düğün salonun dibindeyiz. Her gece halay dinliyoruz.

*Siz öğrenciyken öğretmeninizin yanında arkadaşınıza gerizekalı diyebiliyor muydunuz? Ve ya 'Bir bok bilmiyorsun.' veya 'Sikerler'. Öğretmen zili çaldıktan sonra koridorda rahatça, elleriniz ceplerinizde yürüyebiliyor muydunuz? Bir öğretmen sizi o vaziyette gördüğünde ve neden hala dışarıda olduğunuzu sorduğunda 'Gidiyorum ya.'diye cevap veriyor muydunuz? 'Hocam yeterince korkutucu değilsiniz. Bizi korkutmazsanız sessiz olmayacağız'dediniz mi hiç? Veya öğretmeniniz 'Siz koyun musunuz? Güdülmek mi istiyorsunuz?' dediğinde sırıtarak 'Koyunum.' der miydiniz? Sınıfta otistik bir sınıf arkadaşınız olsa size sorduğu bir soruya sesinizi yükselterek 'Sanane' diyebilir miydiniz? Olmazmış gibi gelebilir. Ama oluyor. Ve her gün.

Hiç yorum yok: