28 Şubat 2017 Salı

Truman Shows


*Merhaba sevgili ve saygılı okuyucularım. O zaman nasılsın?

*Kendime gamer diyemem ama kesinlikle bağımlı diyebilirim. Saatlerce Sims ve Age of Mythology oynamak çocukluğuma özgü sanıyordum ama 26 yaşımda bir oyuna bağlandım. Ondan kopmam için şehirdışına çıkmam gerekti.

*Pipet dostu her zaman 'bir kereden birşey olmaz'cı gibi "bir defa oyna beğenirsen devam edersin" diyerek beni başka başka oyunlara bağımlı yapıyor. Son olarak Fall Out'a bağlandım ve oyunu çok ciddiye aldım. Verdiğim kararlar doğrultusunda ne kadar kindar olduğumu tekrar gördüm. Tüm bir Enstitüyü yok ettim. Ara tatilde memlekete dönünce bağımlılığm kesildi. İki üç aydır temizim. (Yazın dlc'leri oynucam ki.)

*Başlığımın konusuna gelirsek; amaçsızca Instagram'da dolaşırken keşfet kısmında tatlı bebeklere veya çocuklara denk geldim. Bir kaç tanesine baktım ve ne tür bir çılgınlığın içine düştüğümü gördüm. Bir bebeğin alt bezinin değiştirilmesi hariç her bir durumu paylaşmak bence sağlıklı bir ruh hali değil. Daha da sağlıksız olanı bence o bebeklere veya çocuklara hayran sayfaları açılması, bebeklerin ebeveynlerinde olmayan fotoğrafların onların hesabında bulunması. Gerçekten aklım almıyor. Umuyorum ki o çocuklar büyüyünce özel hayatın ihlalinden size dava açarlar.

*Çünkü yapılanın Truman Show'dan farkı yok. Bu filmin bir gün gerçek olabileceğini kim tahmin edebilirdi ki? Bence senaristi bile değil. Mantıklı değil çünkü. Kurgu yahu! Kurguyu gerçek yaptınız.

*Ergenliğimden beri yakın çevrem bana "uyuşuk" dedi. Yani cidden dedi. Suratıma dendi. Defalarca. Çok çabuk yorulduğum, çok uyuduğum ve uykumun çabuk gelmesinden dolayı yeğenimin bile diline düşmüştüm. "Teyzem yine uyuyor. ahahahaha." Meğer bende Haşimoto varmış. Tiroid bezleriyle alakalı. Kişide sürekli yorgunluk hissi yaratıyormuş. Alın, alın işte. Vücudum benimle savaşıyor. Hormonlardan bahsediyoruz burada. Onlara karşı nasıl dirençli olabilirim ki? Uyuşuk değilim ben. Haşimotoyum. (Hepsinden bir özür bekliyorum.)

*Bir gün 11 senelik göbeğimin- çocuk olsa 4. sınıfa giderdi- bir fetüs ile karıştırılacağını biliyordum. Bahara doğru yavaşça ilerlerken haliyle kazakları terk edip bluzlara geçmiştim. Masaya eğilmiş bir şekilde yemek yerken yanımdaki öğretmen "Hocam, yoksa siz hamile misiniz?" dedi. Bunu beklediğimden şaşırmadım. Çünkü ben de bir kere Ankaray'da hamile bir kadını sadece aşırı göbekli biri sanmıştım.

*Onun beklediği yanıtı vermedim ama. O ya "Evet hihihih,"dememi veya "Yo ühühüh. çok mu çıkmış?"dememi bekliyordu. Ben ise "Hayır."dedim. "O yağ göbeğim benim. Hep vardı." Sonrası zaten hımm kilo almışsın falana döndü. İçinde patlattığım için çok mutluyum.

*11 yıllık göbeğimle gurur duyuyor değilim ama kimsenin de haddine değil. Pleaseee!

*Minibüste boş gördüğünüz ilk koltuğa oturmayın. Aracın en arkasına gidip katlanan koltuklara oturun. Tüm yolu mis gibi gidin. Benden size tavsiye. Üç senedir böyle yapıyorum. Her seferinde kendimi kutluyorum.

*Her seferinde kendimi kutladığım ikinci şey ise pazar arabası ile markete gitmek. Marketin içene arabayla girince bir garip bakıyorlar ama tüm poşetleri elimde taşımak zorunda kalmıyorum cicim.

*Çünkü Haşimoto bunu gerektirir.



18 Şubat 2017 Cumartesi

Spotless Mind #5


şubat 2011

*Fark ettiniz mi,bu blogtaki herkesin ilk izleyici basmış gitmiş abi,resim yok blog yok gitmiş bildiğiniz.Çok dikkkat ettim buna. (Harika gözlemlerimden biri. Bazen yine bakıyorum. Gerçekten de ilk izleyici hep bir gizem.

*işte ne dediğinden bir halt anlamadığım bir kore şarkısı.Çok sağolsun. (Kore şarkılarında ingilizce kelimeler geçince hiç hoşuma gitmiyor. Ben anlamazken daha güzel şarkıları.)

*Bir ara Ergo Proxy'yi izleyeceğim.Çok ilgimi çekti. (Hala izlemedim. Ama izleyeceğim.)


mart 2011

*Bazen Kore dizisinde oynadığımı hayal etmiyor değilim yani.Ediyorum evet. (Bir dönem böyle bir hayalim vardı. Bazen fazlasıyla kore dizisi izlediğimde yine nüksediyor. Neden olmasın ki diyorum, sanki Güney Kore'de oyunculuk yapacak kadın kalmamış gibi.)

nisan 2011

*ve sırf o pipetin özlemiyle izlicem deppin filmlerini. (Pipet dediğim birinin lakabı. Biri dediğim eşim. Gençliğinde Depp'e çok benzediği için ve uzak şehirlerde yaşadığımızdan onu özledikçe Depp'in filmlerini izliyordum. Hormonal olaylar işte. Artık Depp bana izlenilesi bir aktör olarak gelmiyor. Eşim de artık ona benzemiyor.)

*İlki erkek  basketbol takımıydı,aralarından geçtim.Hobbit olmak böyle bişey olsa gerek dedim. (Hobbit olmak zormuş. Aldığınız mesafe çok kısa imiş.)

*Nancy'nin Sid'e hediye ettiği kolyede kocaman R yazdığını görmemle Sex Pistols hayranı Ai Yazawa hanımın Ren ismini burdan yola çıkarak koyduğu yönünde bir teorim var. (Nana'yı bitirmediği için onu hiç affedemeyeceğim.)

*Ben şarkılardan neden bu kadar çabuk sıkılıyorum ya?Çok üzülüyorum bu halime.Trilyoner olan ama mutlu olmayan adamlar gibi.O kadar şarkı  var ama tatmin etmiyor,etmiyor,etmiyor. (Hala tatmin etmiyor, etmiyor, etmiyor.)

13 Şubat 2017 Pazartesi

The Dog and The Wind


*Gönderi başlığım çok tatlış bir çocuk kitabının ismi olabilirdi ama ben fobilerimden bahsedeceğim. Belki bahsedersem onları rasyonelize edip korkumdan kurtulabilirim. (pek sanmam.)

*Bazı cins köpeklerini seviyorum. Genel anlamda köpekleri sıcakkanlı olarak görüyorum. Canları yansın kesinlikle istemem. Ama benim etrafımda olsunlar istemiyorum. Bu çok bencilce olacaksa ben onların etrafında olmak istemiyorum ki ne zaman görsem yön değiştiriyorum. Binadan çıkmadığım bile olmuştu.

*Bir dönem köpeklerin bir deneyle süper zeki ve kötücül olduğu bir gerilim filmi izlemiştim. O günden beri fobim aynı değil.

*Rüya güncemi okuduğumda kabuslarımda yüzde doksan köpeklerin beni ısırdığını görmüşüm.

*Köpeğin yanısıra diğer hayvanlara da dokunamıyorum.

*Çocukken kuzenimin tavşanına dokunmuştum. Tüm kaslarını ve kemiklerini hissedip iğrenmiştim. O gün bugündür hayatım aynı değil.

*Dünyada insan ırkından daha fazla türü bulunan hayvan alemine karşı dindiremediğim bir korkum ve çekincem var. (Help me!)

*Bunun üstüne bir de uçak fobim oluştu sanırım. Son uçak yolculuğumda uçak o denli sarsıldı ki o an öldükten sonra yaşamın  gerçekten de olup olmadığını, varsa nasıl olduğunu düşündüm. Ayrıca tüm uçuşu tamamlayıp tam İstanbul'a inecekken yere çakılıp ölmenin nasıl boktan olacağını. Çünkü lanet bir haberde bir uçağın inişte yere çakıldığını ve herkesin öldüğünü görmüştüm. O günden beri hayatım aynı değil. Kocaman uçak sallanıyorsa, içinde daracık koltukta rüzgardan sarsılıyorsan o zaman gayet de düşebilirsin.

*Oksijen maskelerinin düşmesini bekledim. O derece.